Ayrılma-bireyleşme ekseninde gelişimsel duraklama meydana gelmeden önce, egonun ne kadar geliştiği çok önemlidir, zira bu durum, gerçeklik egosunun ne kadar geliştiğinin ve savunma mekanizmalarının ne derecede ilkel olduğunun göstergesidir. Bu durum mevcut hastalığın geçmişinde de kısmen görülebilir. Yani; hasta ne kadar nevrotiğe yakınsa egosu o derecede güçlü, ne kadar psikotiğe yakınsa, egosu o derecede zayıftır. İlk semptomların ya da gizillik dönemine kadar devam eden erken yüceltmelere bağlı gelişimsel duraklama semptomlarının bulunmadığını ortaya çıkaran, geçmişin ilk dönemlerine dair bir özenli inceleme, egonun erken yaştaki gelişimsel görevlerin üstesinden gelme ve bunlarla baş edebilme kapasitesine sahip olduğunu telkin eder.
Buna paralel diğer bir düşünce de hastanın aileden, anne dışında bir ya da birkaç kişiyle (büyük anne, büyük baba, amca, hala, kardeş) yakın ve pozitif bir ilişki içinde olup olmadığı konusundadır. Bu ilişkiler, daha sonra terapötik ilişkide büyütülebilecek, temel güven duygusunun çekirdeğini oluşturur.