Semra Beynel

Semra Beynel
@psikutuphane
Borderline hasta, özellikle terapinin başlarında duygularını terapiste öylesine yansıtır ve öylesine kışkırtıcı ve manipüle edici olur ki terapistin üzerinde büyük bir duygusal stres yaratması çok zor olmaz. Terapist hem hastanın neler yaptığını hem de bunların kendi duyguları üzerinde nasıl etkiler bıraktığını anlayamadığı sürece terapötik anlamda başarısız olur. Unutulmamalıdır ki, hasta kışkırtma ve manipüle edici olma konusunda bir profesyonelken, terapist bu mekanizmaları kullanma konusunda bir amatördür.
Sayfa 143
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Ego Gücü
Ayrılma-bireyleşme ekseninde gelişimsel duraklama meydana gelmeden önce, egonun ne kadar geliştiği çok önemlidir, zira bu durum, gerçeklik egosunun ne kadar geliştiğinin ve savunma mekanizmalarının ne derecede ilkel olduğunun göstergesidir. Bu durum mevcut hastalığın geçmişinde de kısmen görülebilir. Yani; hasta ne kadar nevrotiğe yakınsa egosu o derecede güçlü, ne kadar psikotiğe yakınsa, egosu o derecede zayıftır. İlk semptomların ya da gizillik dönemine kadar devam eden erken yüceltmelere bağlı gelişimsel duraklama semptomlarının bulunmadığını ortaya çıkaran, geçmişin ilk dönemlerine dair bir özenli inceleme, egonun erken yaştaki gelişimsel görevlerin üstesinden gelme ve bunlarla baş edebilme kapasitesine sahip olduğunu telkin eder. Buna paralel diğer bir düşünce de hastanın aileden, anne dışında bir ya da birkaç kişiyle (büyük anne, büyük baba, amca, hala, kardeş) yakın ve pozitif bir ilişki içinde olup olmadığı konusundadır. Bu ilişkiler, daha sonra terapötik ilişkide büyütülebilecek, temel güven duygusunun çekirdeğini oluşturur.
Sayfa 133
Phyilis ve kocası veya Tom ve karısı gibi çiftleri gündelik hayatta gözlemleyen kişiler, bu insanların apaçık bir şekilde birbirlerinden bu derece nefret etmelerine ve sürekli olarak sıkıntı yaşamalarına rağmen, niçin hala birlikte yaşadıklarını merak ederler. Bu sorunun akıllara gelmesi, yakın bir ilişkinin verdiği tehditle hızlanan yutulma korkusunun o inanılmaz gücüne bir kanıttır. Hasta, korkularına karşı kendisini koruyan çatışmalarla dolu bir ilişkide, bu korkusunu harekete geçiren yakın bir ilişkiye göre kendini daha iyi hisseder. Yani, asıl faktör ilişki değil korkudur.
Sayfa 110
Birkaç yıl süren psikoterapinin ardından, Phyllis'in, yakın ilişkilerde şiddetli derecede anksiyeteye kapılan ve bir ilişki bile yaşayamayan bir eş seçtiği ortaya çıktı. (Bakınız, s. 25) Bu durum Phyilis için, bir ilişkiye başlaması halinde duyduğu terk edilme korkusuyla başa çıkabilmesi ve bu korkusunu saklayabilmesi için bir uzaklaşma aracıydı. Bu ayrılma-yeniden birleşme döngüsü, hastanın ilişki yaşadığı adamın kendisine uygun olmadığını düşündüğü ve ilişkilerini sonlandırdığı noktada terapötik sürecin kontrolü altına alındı. Devam eden psikoterapi, hastanın terk edilme korkusunu tam anlamıyla fark edebilmesini ve bu korkusunu kontrol altına almasını sağladı ve hasta öyle bir noktaya geldi ki korkusu üzerinde derinliğine çalışmasına rağmen, artık korkusunu uygun bir eş seçip onunla evlenebilecek kadar kontrol edebiliyordu.
Sayfa 110
Borderline hastaların yakınlık üzerine yaşadıkları çatışmalar, tek bir tema etrafında seyreder: Başka biriyle (ya da karşı cinsle) yaşanan yakın duygusal bağlılık, hastada yutulma ve terk edilme hislerini yeniden harekete geçirir, yani onu ortak yaşam girdabının içine çeker. Hasta, o kişiye karşı “çok yakın olduğu takdirde yutulacağını, “çok uzak kaldığı takdirde ise terk edileceğini düşünür. Kişiler arası ilişkiler açısından incelendiğinde, hasta yutulma ya da terk edilme korkuları içindedir. İntrapsişik olarak bakıldığında ise, hasta kendiliğini ya da sahip olduğu nesneyi kaybetmekten korkmaktadır.
Sayfa 106