Her bilinç anlamlandırılabildiği ölçüde değerlenebilir. Anlamlandırılamayan bilinçler yalnızlık, hiçlik ve umutsuzluk girdabında dönüp dururlar.
İnsanlar zeka, biliş düzeyleri ne olursa olsunlar bir yerlerde anlamlanmak isterler. Bu yalnızca insanlara ait bir yönelim değildir.
Zira semavi dinlerde Tanrının yaratılışı başlatma sebeplerinden birisinin bilinme ve tanınma isteği olduğu açıkça ortaya konmuştur. Anlamlandırılma ise ancak bilinme ve tanınma yoluyla ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla bilinen, tanınan ve bu sayede değerlendirilebilen bir bilinç kendisini ait olduğu yerde konumlandırabilirse, içinde bulunduğu buhrandan ve başta bahsedilen girdaptan kurtularak özgürleşebilir.
Sevgili dostlarım güç gizden gelse de özgürlük anlaşılabilirlikten, ait hissetmekten ve paylaşmaktan geçer.