Aleyna Tunçel

Aleyna Tunçel
@pskaleyna
Mini dijital kütüphanem
30 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Bir toplum travması üzerine…
4/10
·192 syf.··
2026 1. kitabı
Beklentim yüksek olduğundan mıdır bilmem ama kitap beni asla içine çekemedi. Livaneli çok derin, toplumsal bir yaraya değiniyor ama sanki okuru kapı dışı ediyor gibi hissettim. Ne Selim’i ne Leyla’yı neredeyse hiç tanımıyoruz. Bir eleştiri var ama surata bir tokat olacakken öylece değinilip geçiliyor sanki. Kesinlikle çok daha yüksek bir potansiyeli olan konu sanki üstünkörü geçilmiş gibi. 1000kitapta 7/10 almasına oldukça şaşırsam da sanırım nedeni “Livaneli Etkisi” kendisinden öyle güzel eserler okuduk ki kıyamıyoruz…
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Reklam
3/10
·256 syf.··
2025 41. kitabı
Kopuk, anlaşılmaz ve gerçek dışı karakterler. Açıkçası hiçbir karaktere yakın hissedemedim ve bir tiyatro oyunun içindeymişim gibi okudum. Bana hiç hitap etmedi. Marukami bu kitabı öve öve bitiremediğinden okuma kararı almıştım ama sanırım onun bulduğu derinliği ben bulamadım. Bir Yeşilçam anlatısı gibiydi.
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Dokuz Yayınları · 202426,9bin okunma
Gece Açan Çiçekler
10/10
·312 syf.··
2025 40. kitabı
İçerisinde kaybolduğum, edebi yönüne hayran olduğum bir eser. Güncel türk edebiyatıyla nedense bir ilişki kurmakta çok zorlanıyordum. Elim hep eskilere gidiyor bir türlü modern Türk yazarlarıyla kendimi uyumlu bir okur olarak hissedemiyordum. Tarık Tufan’a kadar… Sanatsal diliyle, derin karakter profiliyle beni öyle kitaba bağladı ki. Halide ve Derviş Ali’nin hikayelerine kalp ağrısıyla tanık oldum. Acılarını hafifletmek bir destek olmak istedim. Yazarın tüm kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
Pişmanlıklarımı kaydet ve tekrar oynat
8/10
·296 syf.··
2025 39. kitabı
Hepimizin aklına gelen bir senaryonun gerçekleşmesiydi. Pişmanlıklarımız, kararlarımızın, onu seçseydim nasıl olurdu? Ya yanlış karar veriysem? Aslında başından kitabın sonunu tahmin etmiştim. Bu çok belirgin olduğu için değil, aslında hepimizin bildiği bir gerçeği işlediği için. Verilen kararlar bizim hayatımızı şu anki haline getirir. Bizi şu anki biz yapar. En kontrol edilebilir hayat şu anki bizim elimizde olandır. Hayat öyle geniş bir kitap ki ilmek ilmek örülmüş koca bir tesadüfler, şans, kararlar ve planlar silsilesi. Yani her şey hem bizim elimizde hem de değil, tıpkı Schrödinger'in kedisi gibi… Nora sanki herkesin hayatı ve kendi hayatı tamamen kendi elindeymiş gibi derin suçluluk duygusu deneyimliyor. Her şeyi genelleme ve kendini yetersiz hissetme neticesinde ağır depresyonlar yaşıyor. Yani kısaca kendisine Tanrı rolü yüklüyor. Annesinin, abisinin, babasının, eski sevgilisinin hatta en yakın arkadaşının mutluluğundan kendini sorumlu tutuyor. Daha fazla kitapla ilgili detay vermek istemiyorum. Ama eğer yoğun suçluluk duygusu hatta anksiyete yaşıyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Karanlık Hücrelerden Sosyetenin Işığına: İntikam Meleği
10/10
·1552 syf.··
2025 38. kitabı
Tamı tamına yirmi gün süren, soluksuz bir okuma yolculuğuydu. Yazarın incecik ipliklerle birbirine bağladığı ustalıklı kurgu ve titizlikle işlediği karakterler sayesinde, birbirinden çok farklı insanların evlerine, odalarına ve hatta ruhlarına girmiş gibi hissettim. Monte Kristo Kontu’nun neredeyse kutsiyet atfedilmiş o abartılı varlığı, giyindiği çeşitli kimliklerle hikâyeye bambaşka bir derinlik katıyor. Klasik romanlarda sıkça karşımıza çıkan “iyi iyidir, kötü kötüdür” yaklaşımı burada da mevcut. Ancak pek çok örneğin aksine, yazar kötülüğün kaynağını karakterlerin yaşadığı travmalara dayandırarak daha insani, daha katmanlı bir bakış açısı sunuyor. Eserde “gen baskındır” düşüncesi belirgin şekilde hissediliyor. Bununla birlikte, romanın 1844 yılında kaleme alındığı düşünüldüğünde, ortaya koyduğu perspektifin edebiyatta çığır açıcı bir yerde durduğu da açık. Edmond’un bitmek bilmeyen çilesini yazar öyle bir işlemiş ki, kendinizi onunla birlikte o karanlık hücre duvarlarına bakarken, onunla birlikte “Mercedes…” diye inlerken buluyorsunuz. En çok da babasının başına gelenler insanın içini kavuruyor; Edmond’un yıkılışını okurken, sanki ruhunu omuzlarınızda taşıyormuşsunuz gibi ağırlaşıyorsunuz. Yazarın geniş tasvirleri ve derinlemesine karakter çözümlemeleri sayesinde Edmond öyle canlı, öyle somut bir hâl alıyor ki; mahmur gözlerini, yüzüne çöken hüznün çizgilerini adeta görür gibi oldum. İntikam yemini etmiş bu adam aslında doğrudan kötülüğe başvurmuyor; var olan karanlığın içinde yalnızca bazı kapıları aralıyor, bazı kulaklara fısıltılar bırakıyor. Böylece sosyetenin gözdesi, iyilik timsali bir kahraman kimliğine bürünürken, yıllar boyunca ilmik ilmik ördüğü intikamın sonunda kendisine yalnızca hüzün getirdiğini anlıyor. Okurken sık sık şunu düşündüm: “On dört
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
Reklam