Ego, haz prensibi yerine gerçeklik prensibi tarafından yönetilir. Gerçeklik, var olan durum demektir. Gerçeklik prensibinin amacı, ihtiyaca karşılık verecek olan nesnenin bulunması veya meydana getirilmesine kadar enerjinin deşarj edilmesini ertelemektir.
İd, mantık ile yönetilemez; değer yargısı, ahlak ve maneviyattan yoksundur. Sadece, haz kurallarına bağlı olarak içgüdüsel ihtiyaçların tatmin edilmesi prensibiyle işler.
Küçük bir azınlığın mantık doğrultusunda yaşayabileceğini ancak pek çoğunun ise gerçekler yerine kendi hayalleri ve batıl inançları ile yaşamaktan mutlu olduğunu düşünüyordu. Freud pek çok hastasının, mantığın çekici gücünü ve sebepleri anlamak yerine, hayallerini korumak için amansız bir savaşın içinde olduğunu görüyordu. İnsanlar, kedi haklarındaki gerçeği öğrenmemek için direniyorlardı.
Psikolojinin psikanalizle olan ilişkisi nedir? Freud'un kendisi bu soruya 1927'de "Psikanaliz psikolojinin bir alt başlığıdır; yani, ne eski tarzda olduğu gibi tıbbi psikolojinin altına ne de marazi süreç psikolojisinin altına düşer; sadece psikolojinin içindedir. Elbette psikoloji biliminin tamamı değildir ancak onun temelini destekleyen bir alt dalıdır." diyerek yanıt vermiştir.
1927'de "kırk bir senelik doktorluk hayatımdan sonra, bildiklerim benim hiçbir zaman tam anlamıyla doktor olmadığımı söylemektedir. Ben, orijinal amacımdan sapmaya zorlanmam sonucunda bir doktor oldum." diye itiraf etmiştir.