Psikoterapistliğin bana öğrettiği bir şey varsa o da insan doğasının hep onarmaya meyletmesi, betonu delen bitkiler gibi umudun karşısındaki imkansızlıkları bertaraf etmesidir. Karanlık karşısında gözbebeklerinin büyümesi bunun güzel bir göstergesi. Işığı alma kapasitemiz her daim var ve karanlıkta da görebilme becerimiz.
Çiçeğin "çıt'ı olur da insanın olmaz mı! Hem de nasıl olur. Yol ayrımları, kırılma noktaları, doğma/ doğurma anları hep bir "çıt!" sesi kadar. Incecik ama çok güçlü. Çıt! O sesten sonra bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmaz, olamaz.
Çıt! Kırılışlar, kırıldığı yerden yeniden başlayışlar, her başlayışın başka bir "çıt"a, başka bir renge gebe oluşu yaşamın özü, özeti.