Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra bile zihninden çıkmaz; karakterleri sanki seninle birlikte yaşamaya devam eder. Hainin Mührü: Kayıp Liman da tam olarak böyleydi benim için. Kendine has, derinlikli karakterleriyle her biri ayrı bir dünyaydı ve hepsini ötekileştirmeden, tüm kırılganlıklarıyla benimsemek çok kolay oldu, ki hepsi kabul edilmek için yaşarken...
Her sayfanın beni içine çektiğini söyleyebilirim, olayların akışı hem merak uyandırıcı hem de duygusal olarak sarsıcıydı. Karakterlerin içsel çatışmaları, atmosferin gizemi ve ustalıkla işlenmiş detaylar sayesinde adeta bir distopyanın içindeymiş gibi hissettim. Dinamik yapısı, sade dili ve temposunu hiç kaybetmeyen ilerleyişiyle okumak büyük bir keyifti.
İlk defa bir Türk yazardan böylesine etkileyici, güçlü bir kurgu okumak beni hem mutlu etti hem de gururlandırdı. Yalnızca iyi bir hikâye okumadım, aynı zamanda edebi anlamda içime dokunan bir dünya tanıdım. Umarım yazarımızın değeri zamanla daha da iyi anlaşılır ve hak ettiği yeri bulur. Böyle kalemlerin çoğalması dileğiyle…
Günlük hayatın karmaşasından kaçmak ve bambaşka bir evrende soluk almak isteyenler için kesinlikle birebir.