Bana bir taş gerekiyordu. Tutunacak, ayakta dura cak birşey. Katı, somut bir şey. Çünkü herşey yumu şamaya yüz tutuyor, pelteleşiyor, bir bataklığın içinde sislere gömülüyordu. Sis dört yandan çörekleniyordu. Nerede olduğumu bile bilmiyordum.
Milyonlarcası içinde bir yıldız; kendi ışığını yansıtan bir alev, kuyruğu tozdan. Çok uzakta ama gökyüzüne uzanmak, çekip almak istiyorum onu yine de. Ellerimin arasında tutmak, parçalara ayırmak, bana ait olmasını sağlamak istiyorum.