#sukürü Bir insanın, sevgisini kanıtlamak için ne kadar acıya istekli olduğuna dair sürükleyici bir distopya. Sophie Mackintosh'un yarattığı dünya, okuyucuyu çoğu zaman karanlıkta bırakıyor. Man Booker Ödülü’ne aday olan, sınırları zorlayan, gizemli ve normal kitleye muhtemelen uygun olmayan bir hikâye.
Grace, Lia ve Sky kız kardeşler, ebeveynleri ile birlikte, zehirli bir dünyadan uzakta, ıssız bir adada yaşıyorlar. Hayatları, ilk başta anlaması zor olan ritüeller tarafından belirlenir. Babaları King, onları erkeklerden ve kötülüklerden korumak için, her türlü tedaviyi icat etti. Ancak bu tedaviler, işkence. Adaya zaman zaman, Kral'ın "terapi" yaptığı başka kadınlar da geliyor.
Kızlar birbirlerine olan sevgilerini kanıtlamak için, defalarca kendi sınırlarını ve ötesine geçmeye zorlanıyorlar. Başarısız olan, aileden sistematik bir şekilde dışlanıyor. King, bir gün ortadan kayboluyor ve sonra adaya adamlar geliyor. Kısa bir süre sonra anneleri de kayboluyor ve bu dünyanın derinlerinde kaynayan magma birçok şeye sebep oluyor.
Erkeklerin henüz ayak basmadığı bir adada, kızlardan biri nasıl hamile olabiliyor? Bebek, cinsiyetine göre hayatta kalacak.
Kızlar gerçekten kardeş mi ve ebeveynlere ne oldu? Hangi kız, bir seçim yapmak zorunda ve kimler hayatta kalacak?
Sevgi her şeyi gerekli kılıyor mu?
Buraya o kadar çok soru bırakabilirim ki, tahmin bile edemezsiniz..
#sophiemackintosh tek kelimeyle muhteşem bir eser yazmış. Yaratıcı yazarlık eğitimi görmüş bir şair de aynı zamanda. Bu kitapta erkekler toksik bir şey gibi lanse ediliyor, o sebeple kadınlara daha çok hitap edecektir.
Farklı bir tarzı var ve yeni yazarlar keşfetmeyi zaten çok seven biriyim. Diğer eserlerini de okuyacağım ️