`quentin tarantino` amerikan sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biridir. kendine has tarzı, genellikle şiddetli, keskin diyaloglar ve pop kültürüne göndermelerle tanınır. film anlatılarını sıklıkla doğrusal olmayan bir şekilde kurar ve türler arasında geçiş yaparak, klasik sinemaya modern bir bakış açısı getirir. tarantino'nun filmleri, şiddetin estetik bir araç olarak kullanılması ve diyalogların ön planda olduğu, anlatıma dayalı bir sinema tarzı ile tanınır. sinemaya olan sevgisi ve tarihi sinemaya olan derin bağlılığı, onu çağdaş sinemanın en önemli figürlerinden biri haline getirmiştir. `quentin tarantino`'nun sinemadaki etkisi, özellikle sinematografik anlatım biçimleri, şiddetli ve stilize edilmiş aksiyon sahneleri, karmaşık diyalogları ve pop kültürüne yönelik bolca göndermesiyle kendini gösterir. tarantino, klasik sinema türlerine özgün bir bakış açısı getiren ve onları harmanlayan bir yönetmendir. işte tarantino'nun film kariyerinin bazı önemli yönleri: `tarantino'nun sinemaya katkıları: 1-sinemanın türler arası sınırları kaldırması`: tarantino'nun filmleri, birden fazla türü aynı yapıda harmanlamasıyla tanınır. pulp fiction'daki suç, dram ve komedi karışımı, kill bill'deki dövüş sahneleri ve batı, samuray, intikam temaları gibi örnekler, sinemada türler arası geçişin ne kadar etkili bir şekilde yapılabileceğini gösterir. 2- diyaloglar ve karakter gelişimi: tarantino'nun filmlerindeki diyaloglar, çoğu zaman filmdeki karakterlerin kişiliklerini, hikayeyi ve dünyayı anlatmak için bir araç olarak kullanılır. pulp fiction ve reservoir dogsgibi filmlerde, diyaloglar sık sık bir tür görsel sinema dışı anlatıma dönüşür, izleyicinin karakterlerle bağ kurmasına ve filmle etkileşime girmesine olanak tanır. 3- zamanın yeniden şekillendirilmesi:
Yönetmen tanıtımı quentin tarantino
`quentin tarantino` amerikan sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biridir. kendine has tarzı, genellikle şiddetli, keskin diyaloglar ve pop kültürüne göndermelerle tanınır. film anlatılarını sıklıkla doğrusal olmayan bir şekilde kurar ve türler arasında geçiş yaparak, klasik sinemaya modern bir bakış açısı getirir. -`pulp fiction`(1994): tarantino'nun en ikonik yapımlarından biri olan pulp fiction, karmaşık anlatı yapısı ve unutulmaz diyaloglarıyla sinema dünyasında devrim yaratmıştır. film, cannes film festivali'nde altın palmiye ödülünü kazanmış ve kült bir klasik haline gelmiştir. appraf.com/title/movie/-748o -`kill bill vol. 1 & 2` (2003-2004): bu iki film, intikam, dövüş sahneleri ve batı kültürüne gönderme yapan bir tarzda birleşir. kill bill, özellikle stilize edilmiş aksiyon sahneleri ve çeşitli sinema türlerine olan göndermeleri ile dikkat çeker. appraf.com/title/movie/-8vnp appraf.com/title/movie/-bz6i - `inglourious basterds` (2009): ii. dünya savaşı'nın alternatif bir anlatımı olan bu film, tarihsel bir arka plana sahip olmasına rağmen, tarantino'nun alışılmadık hikaye anlatım tarzını yansıtır. film, christoph waltz'ın hans landa rolüyle oscar kazanmasını sağlamıştır. appraf.com/title/movie/-8vnp - `django unchained` (2012): bu film, kölelik, intikam ve adalet temalarını işleyen bir western yapımıdır ve tarantino'nun şiddet ve dramatik anlatım biçimini birleştirir. jamie foxx ve leonardo dicaprio'nun performansları övgü almıştır. appraf.com/title/movie/-7k9s `once upon a time in hollywood` (2019): 1960'lar hollywood'una dair nostaljik bir bakış açısı sunan bu film, gerçek yaşamda meydana gelen manson ailesi cinayetlerine göndermeler yaparak, hem bir zaman dilimini hem de sinemanın dönüm
Reklam
ÖZGÜR ÖZEL'İN KUPONUYLA İDDA OYNANIR MI?..
__Muhterem kârîlerim gocunmadan itiraf ederim: Ben pek futbol meraklısı sayılmam. Evet. Oynamaya biraz oynarım tabii. Youtube'dan güzel golleri, çalımları, özetleri falan da izlerim. Aynen. Fakat liglerde ne oluyor pek takip etmem. Sıkılırım. Bunalırım. Boş bulurum. Önemsemem. Ne derseniz. Ancak geçenlerde şöyle bir şey duydum: Fenerbahçe UEFA Avrupa Liginde Nottingham Forest ile karşı karşıya gelesiymiş. Hele hele hey! "Nottingham Forest" deyip geçmeyin muhterem kârîlerim. Premier Ligin ölüsü bile bizim dirilerimizden diridir. Oynanışları hiç Pendikspor'a benzemez. Zaten Avrupa, Kemalistlerin sandığı gibi, şapka taktığı için değil, Kemalistler gibi tembel olmadığı için gelişmiştir. Her neyse... Bu maçın dikkatimi çekmesinin sebebi Kılıçdaroğlu'cuların "Brütüs Özgür" dediği Özgür Özel'in izlemeye gitmesiydi. Giderken de şöyle bir beyanda bulunmuş kendisi: "Ben zaten Fenerbahçe'ye gönülden bağlıyım. Bütün takımlarımız gibi Avrupa'da Fenerbahçe'yi destekliyoruz. Bugün de uğurlu geleceğimi umuyorum. Büyük başarı bekliyorum. Skor tahminim 4-1." Ben tabii bu açıklamayı duyunca, eyvah, Fenerbahçe adına korktum. Çünkü muhterem Said Alpsoy Hocamın şu tesbitini hemen hatırladım: “Sahra çölünün yönetimini CHP'ye verin, size garanti veriyorum, beş sene sonra kum sıkıntısı baş gösterir.” Korkulduğu gibi de oldu. Aynen. Hiç sekmedi. CHP seçim anketlerindeki tahmin başarısını tekrarlardı. "%5000, yok-hayır, %10000 Erdoğan gidiyor!" dedikleri sandıktan, nasıl her defasında Erdoğan çıkmayı başardıysa, bu defa da sahadan Nottingham Forest çıkmayı başardı. Skor: 0-3. **Umarım Fenerbahçeliler bu yenilgiden gerekli dersleri almışlardır. Evet. Yoo! Hayır. Futbol anlamında söylemiyorum. O o kadar önemli değil. Yeneriz-yeniliriz. Fakat maç için CHP'li hiçbir başkandan
Lâik Kudurganlık
Ayy şey gördüm 'seninle Punch ve maymunu gibi olabilirdik aptal' SJNSKEDJKEKRKEKEKRKJEMRK3KRK
Politik hayvan
Japonya’daki hayvanat bahçesinde annesi tarafından terk edilen yavru makak maymun Punch dünyanın gündeminde. Doğumundan sonra sürüden de dışlanan yavru maymun, bakıcıların verdiği peluş orangutana sarılarak günlerini geçirdi. Videoları, fotoğrafları milyonlarca kez izlendi, paylaşıldı; insanlar gözyaşı döktü, “Keşke ben de sarılıp teselli edebilsem!” diye iç geçirdiler. Punch’ın durumu merhamet duygumuzu kabarttı, hepimizi etkiledi. Peki bir maymun yavrusuna böylesi açık ve yaygın merhamet gösterisi yapılırken, insanlar dünyanın farklı yerlerinde öldürülen bebekleri neden görmüyor, yok sayıyor? Mesela aynı empatiyi yaklaşık 20 bini çocuk iki yılda öldürülen 72 binden fazla Gazzeli için, açlıktan kemikleri ortaya çıkan Yemenli, Sudanlı, Somalili vd bebekler için neden göstermiyorlar? Bu sorunun cevabı biraz da Aristo’nun yaklaşımıyla “insanın politik bir hayvan” olmasında saklı. İnsanoğlu merhametini kullanırken dahi politik ve pragmatik davranıyor, risk unsurlarını hesap ediyor. İnsanlar hayvanlara karşı duydukları merhameti çok daha kolay sergiliyorlar. Çünkü bir hayvana sahip çıkmak, onu savunmak, ideolojik, dini, siyasi ya da etnik çatışmaya yol açmıyor. Hayvanın tarafı,  mezhebi, siyasi görüşü, ideolojisi yok. “Öteki” addedilecek bir kimliğe sahip değiller. Onu savunduğunuzda kimse size “vatan haini”, “dinsiz”, “bölücü” ya da “terörist yandaşı” demiyor. Devlet mekanizmaları, ideolojik kamplar, medya trol orduları devreye girmiyor. “Merhametiniz” konfor alanında kalıyor; vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. Bir paylaşım, bir like, bir yorumla “iyi insan”, “merhametli” olabiliyorsunuz. Sosyal psikoloji bu fenomeni uzun zamandır açıklıyor. Leon Festinger’ın Bilişsel Uyumsuzluk Teorisi, insanın kendi eylemleriyle inançları arasında çelişki yaşadığında rahatsız olduğunu
Tarih-Araştırma
Pansuman yapılmayan tavuk,nihilist penguen, zorbalıklara uğrayan Punch ve biz öğretmenler bu yaşananları hak etmedik..
1000Kitap
Reklam
Reklam