"Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz" derler...
Kurt öyle de, ya tilkiler...
Bundan mülhem, muktedirin etrafından kırıntı ile geçinen "tilkiler" kışı payitaht civarında geçirseler de yedikleri ayazı çabucak unuturlar, ayaz yine gelip çatınca da tedbirsiz kalakalırlar...bizden söylemesi !
Güç odağının gölgesinde kimliğini unutup, sofradan düşen kırıntılarla semirenleri, güce yaslanıp karakter devşirenleri, muktedirlerin etrafından edindikleri maskelerle arz-ı endam edenleri anlatan birkaç veciz söz ve bir şiir:
Devşirilmiş gölgelerin soyu sopu karanlık
Dost gibi yanaşmalar bil ki anlık, çıkarlık
★
Hazine kapısında birikmiş kalaba, kuyruk,
Kimi kurnaz tilki, kimi fare, kimi kıl kuyruk
★
İtin gözü sofrada, kulağı fısıltıda,
Bir kemik gelir diye bekler pusuda.
★
Akrep sinsi yürür, zehri kuyruk ucunda,
Çakallar geçinirmiş kurtların yamacında
★
Kurt postuna bürünmüş nice korkak siluet,
Muktedire rüku eder, ismini koyar "hürmet".
★
Geçim kapısı olmuş eğilip bükülmek
Hakdan başkasına rükü ve secde etmek
★
Öylelerini gördüm ki hem ne şahsiyetsiz
Münafık, müşrik ve münkirden öte
★
Bir kemik uğruna, nasıl da ürür,