O denli çok sevinç ve üzüntü nöbeti yaşadım ki,
Artık bunlardan birini ilk gördüğümde,
Hemen kendimi kaybetmiyorum bir kadın gibi.
Yeter ki Sonu İyi Bitsin,
Shakespeare
Terentius, herhalde bir tavla oyununu gözünde canlandırarak, "İnsanın yaşamı zar atmak gibidir, atış istediğin gibi gelmezse rastlantının sunduğunu sanatın düzeltmesi gerekir" demişti: Biz daha kısaca, yazgı iskambil kâğıtlarını karıştırır, biz de oynarız, diyebiliriz. Şu anki düşüncemi dile getirmem için, şu benzetme çok uygundur: Yaşam bir satranç oyunu gibidir, bir plan yaparız ancak bu planın gerçekleşmesi, satranç oyununda rakibin, yaşamda ise yazgının ne yapacağına bağlıdır. Planımızın uğradığı değişiklikler çoğu kez öyle büyüktürler ki, uygulama sırasında bazı ana hatlarını tanımak bile olanaksızlaşır.
Bir insanın bir özelliğini unutmak demek, zorlukla kazanılmış parayı sokağa atmak demektir. Böylelikle insan kendini budalaca bir sadakatten ve budalaca bir dostluktan korur.