pirus

pirus
ignorance is bliss
Middle Earth, 5 Kasım
58 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
ABARTILANLAR 3 - HARRY POTTER FİLMLERİ
Tıpkı Küçük Prens’te olduğu gibi, bu filmler hakkında da genel düşüncem şu: iyi yapımlar ama sonuç olarak çocuk filmleri. Azkaban Tutsağı ve Ölüm Yadigarları bölümlerinde karanlık ton biraz artırılmış olsa da (ki bu da bütünlüğü bozuyor), çocuk filmleri kategorisinden çıkmasına yetmiyor. Yine de elbette izlenmeye değer; aileyle, sevgiliyle ya da arkadaşlarla keyifli vakit geçirmek için gayet uygun ve eğlenceli filmler. Ama kesinlikle The Lord of the Rings serisi ile kıyaslanabilecek seviyede değil. Seri boyunca oldukça iyi bir pazarlama stratejisi izlendiği açık. Hatta bu kıyaslamaların da biraz bilinçli şekilde, reklam amacıyla öne çıkarıldığını düşünüyorum. Nitekim The Rings of Power duyurulduktan sonra Harry Potter dizisi haberlerinin gelmesi de bana göre benzer bir stratejinin ürünü. Ayrıca Voldemort’un fazlasıyla abartılan bir karakter olduğunu düşünüyorum. “Adı anılmamalı” veya “ismi lazım değil” gibi detaylar bana gereksiz derecede büyütülmüş geliyor. Sauron en azından kendi evreninde tanrısal bir figürdü; Voldemort ise sonuçta sadece yanlış yola sapmış bir arkadaş, o kadar. (Gandalf ve Dumbledore kıyaslamasına girmiyorum bile.) Karakter gelişimi konusunda da ciddi eksikler var ve karakterlerin kitaplara kıyasla çok daha sönük kalması da (örneğin Ron Weasley) önemli bir problem. Bunun yanında Voldemort’un ölüm sahnesinin yeterince epik olmaması ve final savaşının beklentiyi tam karşılayamaması da serinin puanını düşürüyor. Seriyi genel olarak sevsem de, bana göre abartıldığı kadar iyi değil. Hatta bu abartının yarısını bile tam anlamıyla karşılayabildiğini düşünmüyorum. Biraz gerçekçi olmak gerekirse, The Lord of the Rings ile kıyaslanmak bu seri için bir şereftir. Hatta Rowling’in bile bu kadar büyük bir etki beklediğini sanmıyorum. Sonuç olarak, ne kadar
1000Kitap
Reklam
ABARTILANLAR 2 - KÜÇÜK PRENS
Küçük Prens, edebiyat dünyasında çoğu zaman hak ettiğinden daha büyük bir anlam yüklenen eserlerden biri olarak öne çıkar. Kuşkusuz zarif bir anlatımı ve yer yer etkileyici imgeleri vardır; ancak bu özellikler, kitabın etrafında oluşturulan abartılı övgü dalgasını bütünüyle haklı çıkarmaz. Temelde bakıldığında eser, oldukça sade bir masal kurgusuna dayanır. Verdiği mesajlar ise derinlikli felsefi çözümlemelerden ziyade, daha çok basit ve doğrudan çıkarımlara yaslanır. “Büyümek”, “yalnızlık” ve “insani değerler” gibi temalar, çoğu zaman yüzeysel bir duygusallıkla ele alınır ve bu durum, eserin düşündürücü olmaktan çok kolay tüketilebilir bir metin hâline gelmesine yol açar. Bu yönüyle kitap, iyi yazılmış bir masal olarak değerlendirilebilir; ancak sonuçta bir çocuk kitabı olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Buna rağmen, eserin kimi çevrelerce derin felsefi bir başyapıt gibi sunulması, beklenti ile içerik arasında belirgin bir uçurum yaratır. Okur, çoğu zaman kendisine vaat edilen entelektüel derinliği bulamaz; onun yerine, daha çok sembollerle süslenmiş basit bir anlatıyla karşılaşır. Elbette Antoine de Saint-Exupéry’nin anlatımındaki sadelik ve zarafet inkâr edilemez. Ancak bu nitelikler, eseri olduğundan daha büyük bir edebi konuma yerleştirmek için yeterli değildir. Sonuç olarak Küçük Prens, hoş ve etkileyici bir masal olmanın ötesine geçemeyen; buna rağmen gereğinden fazla yüceltilmiş bir kitap izlenimi bırakır. Kısaca demem o ki alt tarafı çocuk kitabı!
1000Kitap
ABARTILANLAR 1 - FRANZ KAFKA
Franz Kafka, belki de edebiyat tarihinin en fazla abartılmış yazarlarından biridir. Metinleri, sürekli aynı temanın etrafında dolaşan; çeşitlilikten yoksun, içe kapanık bir ruh hâlinin tekrarından ibarettir. Kendi dünyasına sıkışmış, özgüvensiz herifin tekidir. Hatta yazdığı eserlerin ölümünden sonra yakılmasını isteyecek kadar da ezik bir karakterdir. Yazdıklarında ve hayatında sürekli hissedilen bir depresyon, bunaltı, çaresizlik ve karamsarlık hâkimdir. Bu atmosfer, metinlerine nüfuz etmekle kalmaz; aynı zamanda yazarın karakterine dair güçlü ipuçları da sunar. Eserlerinin edebi niteliği tartışmalı olduğu gibi, kişiliği de bir o kadar sorunludur. Gerçeklikten kopuk, ayakları yere basmayan bir ruh hâli içinde, kararsızlık ve güvensizlikle örülü bir yaşam sürmüştür. İki kez nişanlanıp ayrılması, evli bir kadınla ilişki yaşaması fakat bu ilişkiyi dahi yüz yüze sürdüremeyecek kadar çekingen davranması, onun iradesinin ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. İlişkiler ciddiyet kazandığında geri çekilmesi ve korkuya kapılması, bu zayıflığın bir yansımasıdır. Milena’ya duyduğu aşkın günümüzde bu denli romantize edilmesi ise ayrıca düşündürücüdür; zira söz konusu ilişki sırasında Milena bir başkasıyla evlidir. Ne var ki, bu tür davranışlar Kafka söz konusu olduğu zaman ırz düşmanlığı değil, romantizm oluyor. Bununla birlikte, bir yazarı değerlendirirken esas olanın onun karakterinden ziyade eserleri olduğu unutulmamalıdır. Yine de Kafka’nın eserlerini de edebi açıdan kayda değer bulmuyorum ve kişiliğinde de takdir edilebilecek en ufak bir özellik bile olduğunu düşünmüyorum. Bu kadar popüler olmasının sebebinin de yahudi lobisinin etkisi olduğuna eminim.
1000Kitap
Son günlerde yaşanan okul saldırıları..
Bu tür şiddet olayları, bireysel bir sorun gibi görünse de aslında derin bir sistem arızasının sonucudur. Eğitim, aile ve toplum arasındaki bağ zayıfladıkça, çocuklar yönsüz ve yalnız kalır. Sorun, olaylar yaşandıktan sonra konuşulması; öncesinde kimsenin gerçekten görmemesidir. “Bir çocuk yetiştirmek, bir toplum yetiştirmektir.” denir ama çocukların duygusal ihtiyaçları çoğu zaman ihmal edilir. Oysa “Çocuk, gördüğünü yaşar.” Şiddeti, ilgisizliği veya değersizliği hisseden bir çocuğun sağlıklı bir birey olması beklenemez. Bugün yaşananlar, sadece bireylerin değil; görmezden gelen, dinlemeyen ve zamanında müdahale etmeyen bir sistemin sonucudur. Sağlam bireyler yetiştiremeyen bir düzen, güvenli bir toplum kuramaz.
1000Kitap
Reklam