Tıpkı Küçük Prens’te olduğu gibi, bu filmler hakkında da genel düşüncem şu: iyi yapımlar ama sonuç olarak çocuk filmleri. Azkaban Tutsağı ve Ölüm Yadigarları bölümlerinde karanlık ton biraz
Küçük Prens, edebiyat dünyasında çoğu zaman hak ettiğinden daha büyük bir anlam yüklenen eserlerden biri olarak öne çıkar. Kuşkusuz zarif bir anlatımı ve yer yer etkileyici imgeleri vardır; ancak bu özellikler, kitabın etrafında oluşturulan abartılı övgü dalgasını bütünüyle haklı çıkarmaz.
Temelde bakıldığında eser, oldukça sade bir masal kurgusuna dayanır. Verdiği mesajlar ise derinlikli felsefi çözümlemelerden ziyade, daha çok basit ve doğrudan çıkarımlara yaslanır. “Büyümek”, “yalnızlık” ve “insani değerler” gibi temalar, çoğu zaman yüzeysel bir duygusallıkla ele alınır ve bu durum, eserin düşündürücü olmaktan çok kolay tüketilebilir bir metin hâline gelmesine yol açar.
Bu yönüyle kitap, iyi yazılmış bir masal olarak değerlendirilebilir; ancak sonuçta bir çocuk kitabı olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Buna rağmen, eserin kimi çevrelerce derin felsefi bir başyapıt gibi sunulması, beklenti ile içerik arasında belirgin bir uçurum yaratır. Okur, çoğu zaman kendisine vaat edilen entelektüel derinliği bulamaz; onun yerine, daha çok sembollerle süslenmiş basit bir anlatıyla karşılaşır.
Elbette Antoine de Saint-Exupéry’nin anlatımındaki sadelik ve zarafet inkâr edilemez. Ancak bu nitelikler, eseri olduğundan daha büyük bir edebi konuma yerleştirmek için yeterli değildir. Sonuç olarak Küçük Prens, hoş ve etkileyici bir masal olmanın ötesine geçemeyen; buna rağmen gereğinden fazla yüceltilmiş bir kitap izlenimi bırakır.
Kısaca demem o ki alt tarafı çocuk kitabı!