Çok önceden bir tartışma programı izlemiştim. Bir din adamı ve ateist bir genç Tanrı'nın varlığı üzerine konuşuyorlardı. Ateist genç ısrarla Tanrı'nın varlığının kanıtlanmasını, din adamı ise Tanrı'nın varlığını kanıtlamak için aklın yöntemlerini kullanmaktaydı. Evet bir din adamı kanıt peşindeydi hem de aklı kullanarak. Dedi ki: “Bu bir kalem. Bu küçücük kalemi bile birisi var etti. Bizim gibi varlıklar nasıl yoktan var olabilir?” Herkes bu küçük akıl yönteminden çok memnun kaldı. Ama din bir inanış değil miydi? Salt inanç dinin ta kendisi olmak zorunda değil miydi?
Immanuel Kant, ölümsüz bir ruha, hatta Tanrı'ya ve özgür iradeye olan inancı pratik postülatlar olarak nitelendirmişti. Postülat kanıtlanmayacak bir şeyi öylece kabul etmektir. Kant'ın pratik postülat dediği ise, insan 'pratiği' için, yani insanın davranışları ve ahlakı için öne sürülmesi zorunlu olan şeylerdir. 'Tanrı'nın olduğunu varsaymak ahlaki açıdan gereklidir.' demişti Kant. Akıl, duyularla birlikteyken işe yarar. Akıl yöntemiyle Tanrı'yı aramak ise boş bir uğraş olur. Bu yüzden din salt inançtan ibarettir.
Din adamlarının psikoloji ve felsefe eğitimi de almaları gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca körü körüne verilen küçük yaştaki yanlış dini öğretilerin de çocukların psikolojisini bozduğu aşikar. Belli bir yaşa kadar dini öğretilerden ve olağanüstü anlatılardan uzak durulmalı. Eğitimsiz din adamları ve her yerde özgürce konuşup sapkın, gerçek dışı ve bu işi ticarete çeviren hacı ve hocalar, tarikatçılar engellenmelidir. Dindar kılığında gözüken bu ticariler topluma büyük zarar veriyorlar. Bu yüzden gençlerimiz dine ve din adamlarına saygı duymayı bıraktılar. Ayrıca yerini dolduracak bir şey bulamayıp sapkınlaşmalarına neden oluyor bu durum. Çünkü dindar bir aile de büyüyüp inançsızlaşmak hiç kolay
Yediğini, içtiğini göstermeye ne kadar merakıymış bu millet. Kitap paylaşın bunu anlarım ama kahvenin, çayın nesi paylaşılır anlamadım. Lütfen çocuklarımızın, yediklerimizin, içtiklerimizin fotolarını paylaşmayalım.
Yediğini, içtiğini göstermeye ne kadar merakıymış bu millet. Kitap paylaşın bunu anlarım ama kahvenin, çayın nesi paylaşılır anlamadım. Lütfen çocuklarımızın, yediklerimizin, içtiklerimizin fotolarını paylaşmayalım.