Qalib elizade

Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan. Kendimi bilmeyi bıraktım. Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya. Ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum.
Reklam
Onu kurtaracağımı düsünüyordu. Ama kim kimi kurtarabilmişti șimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? "Kurtuluş" dedim. "Ankarada bir mahalle" Fazlası değil. Belki bir de Bob Marley'in en iyi șarkısı, Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok! Kurtulmaya gelmiyoruz dünyaya. Daha da saplanmak için buradayiz. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce. Mısırlılar uğraşmış efendileri kurtulsun diye. Ama nafile. Caresi yok. Kurtuluşu beklemek yararsız. Gelmez çünkü, Kontenjan dolmuş. Biz daha çok kötülüğün sınırlarını zorluyoruz.
Mucizeler bitti. Doğmak yeterince mucizevi. Başka bir tane daha beklemek aptalca. Ölmek de ikincisi. Bunların arasında da hiçbir şey yok. Kimse beklemesin.
Belki de tek sorun şuydu:biz ne istediğimizi bilememiştik hiçbir zaman.Ve dolayısıyla her şeyi deniyorduk. Belki görünce istediğimiz, uğruna yaşadığımız şeyi hatırlarız diye.
İnsanların kalp atışlarının sesi ona saniyeleri hatirlatıyordu. Saniyeler de hayatı ve zamanı...
Reklam