Popülerliği sebebiyle ne zamandır listemde okunmayı bekleyen bir kitaptı. Bir kitap hakkında "Sonu ters köşeydi, inanılmaz şaşırdım." yorumunu duyduğum anda okuyacaklarım listesine eklerim, zira beni şaşırtan kitaplar her zaman en tatmin edenler olmuştur fakat aynı zamanda okurken kurgu ile yarışarak bunu önceden çözmeye çalışırım. Aslında bu, kazandığıma çok üzüldüğüm bir yarıştır, kitabın büyüsü kaybolur; bu sebeple bu farkındalıkla okumayı sevmiyorum. Fakat kitabın hakkını vermek lazım, kurgu çözümlendiğindeki son sonuç tablosunu asla beklemiyordum.
Temelde evliliklerini kurtarmak isteyen bir çiftin, hafta sonu herkesten uzakta kalmak amacıyla ayarladıkları tatilde, ıssız bir şapelde başlarına gelen bir dizi olayı anlatıyor diyebiliriz. Bu dizi olayların ara vermeden devam etmesi ve olayların yavaş yavaş çözümlenirken bölümler arasına kadının eşine yazdığı mektupların girerek ilişkileri hakkında bilgiler vermesine bayıldım. Adam, Amelia, Robin. Yardımcı karakterler; Henry, Sam, Bob ve Patty. Bu kadar az karakterle bu kadar sürükleyiciliğin mümkün olmadığını düşünürdüm. Her bölümün farklı bir karakterden verilmesi ile her karakterin hareketlerinin nedenlerini, kişiliklerini tanıyarak öğrenmek çok güzeldi.
Kurgu merakta bırakarak yavaş yavaş çözümleniyor ve bir dedektif edasıyla her mektuptan ve her bir karakterin iç düşüncelerinden neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Çözümlenmeye başladıkça sırlar bir bir ortaya dökülüyor, şaşırmaya bir süre daha devam ettim.
Kısacası üslubu ve kurguyu oldukça beğendim. Bu yazardan ilk kitabımdı, "Ne Yaptığını Biliyorum" kitabını okuyacaklarım arasına ekledim. Keyifli bir okumaydı, öneririm.
*spoi içerir, okumadıysanız bu paragrafı atlayın*
Kurgu kendi içinde tutarlı asla laf yok, ben karakterler hakkında düşüncelerimi de