Boşa gitmiş bir yaşam... Hiçbir şey gerekli değil bana artık. İşte, kendimi toparlıyorum... Hiçbir şeyin önemi yok beni için... Şimdi sakinleşirim... Hepsi bir... Ne demek oluyor şu koy? Ne diye kafamda dolaşıp duruyor bu sözcük? Düşüncelerim birbirine karışıyor.
Ah geçmiş günler, gençlik günlerim, nereye gittiniz? Zihnimin pırıl pırıl, gönlümün neşeyle dolu olduğu; hep güzel, incelikli şeyler düşünüp düşlediğim; yaşanan zamanın ve geleceğin umutla aydınlandığı günler, ne oldu size?
Anımsamıyorum... Her şeyi unutuyorum, her gün unutuyorum... Yaşamsa, hiçbir zaman geri dönmemecesine akıp gidiyor, hiçbir zaman, hiçbir zaman gidemeyeceğiz Moskova'ya... Görüyorum bunu... Gidemeyeceğiz...
Ve bin yıl sonra insanoğlu, tıpkı şimdiki gibi, ''Of, yaşam ne güç!'' diye inleyecek ve bununla birlikte tıpkı şimdiki gibi ölümden korkacak, ölmek istemeyecektir.