O zamanlar tek dert iyi bir taş bulmaktı; eskimiş bir pabucu keserek yapılan sapanla kullanılacak, yusyuvarlak değil de, suyun biçimlendirdiği, yassı bir taş. Ne olmuştu bütün iyi taşlara, bütün o basitliğe?
Çünkü dünya değişiyordu, tatlılığı kalmamıştı, fazilet keza. Çürüyen bir dünyaya tasa sızmıştı; kaybolan neydi, terbiye, rahatlık ve güzellik mi? Hanımlar artık hanım değildi, beylerin sözüne güvenilmiyordu.