Kitabı tek bir konuda özetlemeye çalışmak böyle bir başyapıta haksızlık olur. O yüzden yazarın bize sorduğu ve beni en çok düşündüren sorulardan birincisi hakkında yazmak istiyorum. İktidarların yönetim biçimi bizim kültür seviyemize ne kadar etki edebilir? Bizi topluma ve bireye duyarlı, empati sahibi, hoşgörülü, cömert, sorumluluk sahibi, şefkatli, yardımsever ve adaletli yapabilir mi ya da tam tersi bencil, kibirli, yalancı, kıskanç, önyargılı, merhametsiz olmamıza neden olabilir mi? Kitapta çok fazla sembolizm var ve bunların hepsini anlamak benim için nerdeyse imkansızdı. Anlamadığımız şeylerden korkmamız olsun, korktuğumuz şeylere tapmamız olsun, narsist ve ya sosyopat insanlara olan anlaşılmaz sempatimiz olsun bir çok açıdan inançlarımızı sorguluyoruz bu kitap sayesinde. İnsanın içgüdüsel olarak kaos istemesine ve vahşileşmeye yatkın olmasına şahit oluyoruz. Bebekler doğduğu zaman kötü müdür yoksa yaşadıkları mı onu kötü biri yapar soruyoruz kendi kendimize. İktidarımızı sürdürebilmek için sosyalist mi olmalıyız yoksa faşist bir diktatör mü? Şefkatli mi yoksa zalim mi? Aklı mı seçmeye yatkınız yoksa akılsızlığı mı? Hayvanlara karşı acımasız olan birisi iyi biri olabilir mi? Yazar hangi kafayla böyle güzel kitap yazmış bilmek isterdim.