...fakat geçmişime dair bütün anılar beni kederlendiriyor.Hayret! İnsanı kederlendiren anımsayış da olsa, işin içine bir çeşit tat da ekleniyor. Hatta rahatsız eden, sinirlendiren tarafları dahi, rahatsız edici olmuyor kimi zaman, cazibeli hale geliyor...
Ama ben artık Tanrı'ya inanmıyorum ve ayin de istemiyorum, ben sadece sana inanıyorum, sadece seni seviyorum ve sadece sende biraz daha yaşamaya devam etmek istiyorum...
Belki de, evet belki de ancak o zaman beni arayacaksın ve ben de sana karşı ilk defa sadık olmayacağım, çünkü ölüyken artık seni duyamayacağım: senin de bana hiçbir şey bırakmadığın gibi, ben de sana hiçbir resim ve hiçbir iz bırakmıyorum. Beni hiç, ama hiçbir zaman tanımayacaksın. Yaşarken kaderim böyleydi, ölümümden sonra da aynı kalsın. Seni son saatimde yanıma çağırmak istemiyorum, adımı ve yüzümü bilip tanımadan ayrılıp gidiyorum. İçim rahat ölüyorum, çünkü sen bunu uzaktayken hissetmiyorsun. Şayet ölümüm sana acı verecek olsaydı, o zaman zaten ölemezdim.
Ben yine yalnızım, her zaman olduğumdan çok daha fazla yalnızım, hiçbir şeyim kalmadı, senden hiçbir şeyim kalmadı; ne bir çocuk, ne bir sözcük, ne bir satır, ne bir hatırlama ve biri senin yanında adımı söyleyecek olsa, herhâlde bir yabancı gibi oralı olmaz uzaklaşır gidersin. Senin gözünde ölü olduğuma göre, öyleyse neden ölmeyi arzulamayayım, sen benden uzaklaşıp gittiğine göre, ben de artık neden kendi yoluma gitmeyeyim ki!