Güneşin toprağı kasıp kavurduğu, güneş ışınlarının ağırlığının ölçüldüğü, suyun hayal olduğu bir dünya.
“Zaman kavrula kavrula küle döndü.”Syf 7
Herkesin kuraklık sebebiyle kaçtığı köyde yaşlı bir adam ve kör köpeği kalıyor. Yeni filizlenmeye başlayan bir mısırı yeşertmek için ya da ümidin kalmadığı bir dünyada ümidi yeşertmek için.
Kitap boyunca ihtiyar ve köpeğin, fideyi yeşertmek için aç ve susuz çabalamasını okuyoruz. Köpek kör, adam yaşlı, ikisi de birbirine muhtaç. Aralarında muhteşem bir dostluk ve sadakat var.
“Ağlama dedi ihtiyar, öldükten sonra eğer bir sonraki hayatımda bir hayvan olarak yeniden doğarsam, sen olarak doğmak isterim, eğer sen de bir insan olarak yeniden doğacak olursan, benim oğlum olarak doğabilirsin, böylece birlikte yaşamaya devam edebiliriz.”Syf 93
O kuraklık ve yalnızlıkta mısır fidesinin yeşermesini beklerken zaman geçmek bilmiyor, bir gün sanki bir yıl gibi. Kitabın ismi de buradan geliyor büyük ihtimalle.
Kitabın finali öyle sarsıcı ki, bir insanın gelecek nesillere yeşil bir dünya bırakmak için her şeyden vazgeçmesi. Sizi de gözyaşlarına boğacağına eminim.
Geleceğimizin en büyük sorunlarından biri olan kuraklığın, o kuraklık karşısında geleceğe duyulan ümidin, dostluk ve sadakatin bu kadar gerçekçi ve etkileyici anlatıldığı, Günler Aylar Yıllar’ı kesinlikle okumanızı öneriyorum.