“Meslektaşlarının oturduğu, dinlenip sohbet ettikleri odanın kapısından girmeden önce, öf be, dedi kendi kendine, bu dünyada tahammül etmemiz gereken ne çok şey var, böyle düşünerek az önce başına gelenleri belleğinden silmeye çalışıyordu.”
“Hayır hayır, umutsuzluğa kapılmasının nedeni, aradığı, çok yaklaştığı, dilinin ucuna geldiğini zannetse bile yakalayamadığı sözcükleri bulamaması ve aklına aradığı, çok yaklaştığını sandığı sözcükler yerine onlara benzer ama sıradan, hatta kötü ikame sözcükler gelmesiydi.”