“Ben sana denize açılma demiyorum. Açılacak olursan tufana bile katlan diyorum.”
- Sadi Şirazi
Her şey gölge. Lakin gölge olduğunu anlayacak ilim mevcut mu bende?
Tasavvuf, biz Tanrı’ya ulaşamayız O’na uzağız, anlayışına pek hoş bakmaz. “Tanrı eğer bizden bir an dahi ayrılsaydı biz olmazdık.” der İbn Arabî. O kadar bizimle ve zuhur o kadar kuvvetli ki biz O’nu göremiyoruz. Tıpkı gece karanlığında el fenerini yüzümüze tutan birinin yüzünü göremeyeceğimiz gibi. Sufiler de diyor ki; O’nun nuru aramızda perde oluyor. Tanrı zaten hep var ama perdeleri kaldırıp O’nu keşfetmemiz gerekiyor. Bunun için söz konusu epistemolojik tecrübelerin yaşanması gerekiyor. Ancak burada söz konusu olan şey, “Her şey Tanrı’dır” düşüncesi değildir. Tasavvuf, materyalist felsefeden bu noktaya ayrılır. Tanrı’nın yalnız kendisi en üst mertebededir ve diğer mertebeler O’nun yansımaları, O’nun sıfatlarıdır. Bu, “Vahdetü’l-Vücûd”dur.