Rabia Hanım

Rabia Hanım
@rabiaugur
“Ben sana denize açılma demiyorum. Açılacak olursan tufana bile katlan diyorum.” - Sadi Şirazi Her şey gölge. Lakin gölge olduğunu anlayacak ilim mevcut mu bende?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cüneyd-i Bağdadi
Bir adam, yüksek dağların mağaralarından ge­tirdiği buzları satıyordu. Buz kalıpları erimeden önce onları satmalıydı. Buzlar yavaş yavaş erimeye başladı tek sermayesi olan buzları­nın gözü önünde eridiğini görmek, adamın içini de eriti­yordu. “Sermayesi sürekli tükenen bu fakirden buz alan yok mu?” O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan büyük veli Cüneyd-i Bağdadî bu sözleri duyunca birden durdu ve ol­duğu yere çöktü. Başını ellerinin araşma aldı. Talebeler te­laşlandılar ve “Ne oldu hocam?” diye sordular. Cüneyd-i Bağdadî şöyle dedi: “Bu sözler beni sarstı. Eriyenin sadece buzlar değil, aynı zamanda ömrüm olduğunu farkettim. Sıcak, adamın maddî sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Saniye sa­niye, dakika dakika ömür buzumuz eriyor, hissedebiliyor musunuz? Sahip olduğunuz en değerli sermaye ömürdür. Onun ne kadarını Allah’a satabilirsek yani Onun yolunda değerlendirirsek elimizde o kâr kalacak. Gerisi, satılmadan eriyip toprağa damlayan buzlar gibi boşu boşuna ziyan olup gidecek. Ayrıca bizden de hesabı sorulacak. Bunun unutmamalıyız. Adamın buzlarının erimesine olduğu ka­dar, ömürlerinin boşa tükenmesine karşı içi sızlamayanla-ra yazıklar olsun…”
Dünya’da yaşamıyoruz, Dünya’dan geçiyoruz.
Dünya gölgen gibidir. Ardından koşarsan uzaklaşır, terk edersen ardına takılır.
Din
Tasavvuf, biz Tanrı’ya ulaşamayız O’na uzağız, anlayışına pek hoş bakmaz. “Tanrı eğer bizden bir an dahi ayrılsaydı biz olmazdık.” der İbn Arabî. O kadar bizimle ve zuhur o kadar kuvvetli ki biz O’nu göremiyoruz. Tıpkı gece karanlığında el fenerini yüzümüze tutan birinin yüzünü göremeyeceğimiz gibi. Sufiler de diyor ki; O’nun nuru aramızda perde oluyor. Tanrı zaten hep var ama perdeleri kaldırıp O’nu keşfetmemiz gerekiyor. Bunun için söz konusu epistemolojik tecrübelerin yaşanması gerekiyor. Ancak burada söz konusu olan şey, “Her şey Tanrı’dır” düşüncesi değildir. Tasavvuf, materyalist felsefeden bu noktaya ayrılır. Tanrı’nın yalnız kendisi en üst mertebededir ve diğer mertebeler O’nun yansımaları, O’nun sıfatlarıdır. Bu, “Vahdetü’l-Vücûd”dur.
Sayfa 29 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Din