Rabia Erdem

Rabia Erdem
@rabiawithana
8/10
·136 syf.··
2020 13. kitabı
"İnsan insan derler idi insan nedir şimdi bildim. " Muhyiddin Abdal bilmiş insanın ne olduğunu ama ben hala bilemedim. İnsanın fizyolojisi, psikolojisi hakkımda bir sürü şey biliyoruz. Ama insan nedir? Bunu sahiden biliyor muyuz? Yaşlı adamın 'insan bir makinedir' iddiasıyla başlayan tartışmada genç adam ve yaşlı adamın diyaloglarını okuyoruz. Genç adam kendisine makine olmayı yakıştıramıyor. Yaşlı adam da ona, tezini çeşitli örnekleriyle açıklıyor. İnsanın her şeyi, içindeki efendi - kendini tatmin etme duygusu- için yaptığı savunuluyor. Bu tezle birlikte çoğumuzun en yüce insan özelliklerinde saydığımız fedakarlık diye bir şey kalmıyor. İnsanın içinde hep bir şüphe bulunur fikirlere karşı - ki yaşlı adama göre bu dış etkenler veya makinemin yaratılışının bir sonucu - kitabı okuduktan sonra da bu şüphe içerisindeydim. Kitabın başarılı olduğunu bu şüphenin kanıtladığını düşünüyorum çünkü yazarın fikri çoğu okura göre yeni, hatta belki de ters denilebilecek bir fikir olmasına rağmen bu fikri size ikna edici bir şekilde açıklıyor. Fakat oluşturulan yetersiz ve bağnaz genç adam karakteriyle yazarın fikirlerini açıklamada biraz kolaya kaçtığını düşünüyorum. Tezini kolayca kanıtlıyor sayfalarda ama bunu okur için kanıtlamak o kadar kolay değil maalesef. Tabii bu yazarın suçu değil, karıncalarla kıyaslanmak kimisi için çok aşağılayıcı gelecek. - çünkü makinenin yaratılışı bu :) . - Felsefi eserlere yeni başlayan biri olarak Mark Twain'in felsefi yaklaşımını beğendiğimi söyleyebilirim. Fazla olmasa da hafif mizahi bir felsefe anlayışı var kendisinin. Özellikle kitabın son bölümündeki "Sen çok kafana takma bunları." benzeri cümle okurlara yönelik hoş bir bitirişti. Düşünelim,sorgulayalım ama kafamıza takmayalım dostlarım. sihirlikalemimdensevgiler
Edebiyat
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma
Reklam
8/10
·125 syf.··
2020 2. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2020 14:07
'Kendi kurtatıcın yalnızca sen kendin olabilirsin. ' Bu kitap belki de okuduğum en sert üsluplu kitap. Reich dinle küçük adam diye başlıyor söze ve kimler küçük adamdır bunları açıklıyor. Bu küçük adamlar belirli ırklardan, cinsiyetlerden ya da yaşlardan adamlar değil bu adamlar çevremizdeki adamlar. Neredeyse hepsi... Reich bu kitabı yazdığında yayımlanma amacı yokmuş zaten kitapları bir dönem yasaklatılmış. Kitap nutuk niteliğinde ama çoğu kısmı öğütten çok yakınmalar içeriyor. Gerçekleri direk suratınıza çarptırarak söylüyor, lafı dolandırmıyor ya da yumuşatmıyor. Ortalara doğru küçük adam olduğumu anladım ve bu beni bir miktar üzdü. Küçük adamlar o kadar fazlalar ki zaten büyük ihtimalle okurların çoğu da onların bir türünün içinde olduğunu hissedecekler. Gerçeklerin bu kadar üst üste söylenmesi biraz rahatsız edici olabiliyor. Dünyanın durumunu düşündürüp karamsarlığa büründürüyor biraz da ama gerçekler acıdır ve bu gerçekleri söylemesi gereken insanlar vardır. Bunu kabullenmek gerek. Kitabın en sevdiğim bölümü son bölümdü. Yazar okurların kendini küçük adam hissedeceklerini anlamış ki bu bölümde yazar biraz daha yumuşamış ve yol gösterici görevini üstlenmişti. Küçük adam sorular soruyor ve yazar da ona bunların çözümünü gösteriyordu. Kitabın vurucu cümleleri küçük illüstrasyonlarla tekrar belirtilmiş ve bu kitaba hoş bir tarz katmıştı. Sonuç olarak: Eğer büyük adam olmak istiyorsak üzülecek olsak da bazen gerçekleri duymaya maalesef ihtiyacımız var.
Edebiyat
Dinle, Küçük AdamWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 202115,4bin okunma
9/10
·530 syf.··
2020 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2020 13:44
Efsanevi! Bu kitap serisi gördüğüm en değeri bilinmeyen seri. Bana kitap okumayı sevdiren ve hala en sevdiğim tür olan fantastik kitapların bende yeri apayrı. Yeni fantastik kitaplar okumayı ve keşfetmeyi çok seviyorum. Sissoylu serisinin bu kadar az okunmasına anlam veremedim. Epik-fantastik türünün önderlerinden birisinin de Brandon Sanderson olduğunu düşünüyorum. Çünkü karşımızda mantıklı ve düzenli bir fantastik evren, güçlü bir distopik kurgu var. Göklerden küllerin yağdığı bir ülke düşünün, geceleri etraf sislerle örtülüyor, kendisini tanrı olarak kabul ettiren bir hükümdar ve farklı sınıflar var. Asiller lüks içinde yaşarken skaa denilen alt sınıf sefalet içinde çürüyor. Diğer yandan da siskanlar ve sissoylular var. Allomantik dediğimiz özel güçleri kullanabiliyor bu insanlar ve bunu metal yakarak yapıyorlar. Bu metallerden birini yakabilen siskanlar ve hepsini yakabilen sissoylular var. Metallerin hepsinin farklı güçleri var. Örneğin lehim sizi fiziksel olarak güçlendirirken, pirinç duyguları teskinliyor. Lord Hükümdar'ın cezalandırdı insanlar Hathsin çukurlarına atılıyor ve buradan kaçabilen tek kişi olduğu kulaktan kulağa fısıldanan Kelsier ve çok küçük yaştan beri bir hırsız skaa çetesinin içinde bulunan genç kızımız Vin ana karakterlerimiz. Tabii ki ana kadromuzda bir de benim 'mistborn brotherhood' olarak değerlendirdiğim bir tayfa var. Kitabın ana hatlarını size böyle anlatmak istedim çünkü kitabı ilk okumaya başladığımda ben gerçekten zorlandım. Okuyorum ama ne okuyorum? Bunlar kim? Burası neresi? Kitabın bu kısımda biraz yetersiz kaldığı noktalar var evet. Ama sırf bu yüzden anlamıyorum ya da sıklıyorum diye kitabı bu kısımlarda bırakmayın. Çok iyi karakterler ve gerçekçi bir mücadele var. Melekler ve şeytanlar yok kitapta. Yapılan hareketlerin
Edebiyat
Sissoylu - Son İmparatorlukBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20141,879 okunma