Irmaklarla birbirinden ayrılan toplumların bir diğerini izlemesi ve onu takip etmesi, bu anlamda onunla etkileşime devam etmesi mümkündür. Oysa dağlarla, step ve çöllerle birbirinden ayrılan toplumlar için böyle bir imkan söz konusu değildir.
Dağlar tümüyle gizler, kapatır, örter, yalıtır, ıssızlaştırır ve yalnızlığa mahkum eder. Her birinin uzun zamanlardaki toplumsal etkileri farklı olur.
Irmaklar karşıdaki gelişmeyi görmesine rağmen müdahale edememeyi, onu tolere etmeyi, ötekine tahammül etmeyi, farklılığa saygı duyma hissini geliştirir. Irmağın iki yakasındaki insan ve toplumlar için, sıra dışı olan ötekinin, gündelik, göz önündeki ve rutin hale gelmesi söz konusudur.
Dağlar ise başına buyrukluğu, benmerkezciliği, sorumsuzluğu, ötekinden ve farklı olandan tümüyle ayrı kalmayı ve yaşayabilmeyi, insanın ve insanı değerlerin ötekileştirilmesini, benzeriyle dayanışmayı, farklı olanın hukukunu yok saymayı veya en azından önemsememeyi, onunla karşılaşınca da ne yapacağını bilmemeyi ve muhtemelen onu yok etme refleksini geliştirir.