biliyorsun, hala birine aşık olabilirim. sana hiç benzemeyen çocuklarım olur. adının hiç anılmadığı bir hayat kurarım. biliyorsun, herkes bir yolunu bulup tamamlanır aslında. herkes unutur.. küçükken babanın cüzdanından çaldığın paralar gibidir bazı şeyler, belli oluncaya kadar devam edilir.. biliyorsun, unutabilirim. zaten ben kimleri kimleri unuttum. onlardan biri olur, hayatımın en kullanılmayan yerine kaldırılır suretin. tozlanırsın, üzerin örtülür.. biliyorsun, seni çok sevdim. bir gün kör olsaydında, ellerin olmasaydı da severdim. sesin olmasaydı mesela.. sesin olmasaydı sen bile kendini sevmezdin oysa.. biliyorsun, kimsenin tek bir seçeneği yok bu hayatta. hala seni bana unutturacak insanlar tanıyabilirim. başka bir ses kazınır kulaklarıma.. biliyorsun, herkesin kendini kurtaracak bir bahanesi var aslında. oysa, ölene kadar sevebilirdim seni, eğer biraz yardım etseydin bana..
kaybettim ruhumun en kıymetli parçasını. şimdi tüm yıkılmışlığımla tutmaya çalışıyorum yasını. lakin bu bedenim böyle bir acı daha önce tatmadı. gözlerim bile bilmiyor bu ızdıraba nasıl ağlanır.. yalnızca yaşlarım bir alev gibi içimi yakmasını biliyor. ama ne acı ki insanlar yüzümdeki perişanlığı görmek için çabalıyor. keder içinde kaybolmuş biri nasıl üzülür ki? ölmüş bir insan nasıl haykırır tüm bitmişliğini? eğer görebiliyor olsaydınız bile bu halimi, elimde olsaydı ben yine de göstermezdim parçalanmış yüreğimi.
çünkü böyle bir acıyı hiçbir insan hissetmemeli..