Emrah

Emrah
@radchbion
Ulaşabileceğimiz nihai bir mutluluk olduğu fikrini severiz. Tüm ıstıraplarımızı kalıcı olarak dindirebileceğimiz fikrini severiz. Hayatımızın sonu­na kadar mutlu ve tatmin içinde yaşayacağımız düşüncesini severiz. Ama bunların hiçbirini yapamayız.
Sayfa 36, 37
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Duygulara takıntılı olmak ve fazla yatırım yapmak bizi şu basit nedenle hayal kırıklığına uğratır: Duygular kalıcı değil­dir. Bugün bizi mutlu eden yarın mutlu etmeyecektir çünkü biyolojimizin her zaman daha fazlasına ihtiyacı vardır. Mut­luluğa takmış olmak kaçınılmaz olarak “başka bir şeyi” ara­makla sonuçlanacaktır, yeni bir ev, yeni ilişki, bir çocuk daha, bir terfi daha. Ne kadar ter dökmüş olsak da, başladığımız yerdeki gibi hissederek bitiririz: yetersiz.
Sayfa 36
Duygular hayat denklemimizin bir parçasıdır, ama denk­lemin tamamı değildir. Bir şey konusunda kendimizi iyi his­setmemiz onun iyi olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir şeyin bize kendimizi kötü hissettirmesi de onun kötü olması demek değildir. Duygular sadece işaretlerdir, nörobiyolojimizin bize önermeleridir, emir değillerdir. Bu nedenle her zaman duygularımıza güvenemeyiz. Bana kalırsa onları sorgulama alışkanlığı geliştirmeliyiz.
Sayfa 35
Duygular sizi faydalı değişimlere yönelten biyolojik sinyallerdir.
Sayfa 35
Duygular tek bir amaçla gelişmiştir: Biraz daha iyi yaşama­mıza ve ürememize yardım etmek için. Bu kadar. Hakkımızdaki bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu söyleyen geri-besleme mekanizmalarıdır, ne bundan fazla, ne de eksik.
Sayfa 34