Öcü Radley

Öcü Radley
Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil, değirmene inanırım.
Bütün bunlar olup biterken hissettiğim tek şey uzak olduğunu umduğum ölümüme karşı sempati duymak. Amanın, yine mühim bir cümle! Aslında genel kaderin banalliğindeki konumunu tecrübe ediyorum: Hayatımın sonunda ölüm duruyor, başka hiçbir şey yok.
Sayfa 133
Reklam
Ansızın ıssızlaşan kıyı beni esir alıyor. Bir ağaca bağlanmış ve akıntıda gevşek gevşek sağa sola sallanan tahta bir kano özellikle hoşuma gidiyor. Kanonun yarısı suyla dolu. Ben de aynen böyle hissediyorum , diye düşünüyorum hemen ve aynı hızla hayatımı bir kanoyla aynı kefeye koymuş olmayı gülünç buluyorum.
Sayfa 132
Kahramanımız burada 18 yıl önceki arkadaşıyla konuşuyor:)
Biliyorsun, diyor, annem babam hayatımın önünde nasıl bir engel teşkil ediyordu, anlatmıştım sana, değil mi? Baban anneni, eski çamaşırlarını önce bir süre toz bezi sonra da ayakkabı paçavrası olarak kullanması için zorlamıyor muydu? Vay canına sende ne hafıza var! Aynen öyleydi, diyor.
Sayfa 100
Ne zaman bir politikacı sokakta kameraya konuşmaya başlasa, oraya gider ve dekor olarak faaliyet gösterebilirim. Her duruma fevkalade uyan kusursuz ciddiyette bir suratım var. Yapacak çok işim olur, çok para kazanırım. Televizyonun arka plan adamı olmak hayatımın mesleği olabilirdi. Sonunda susabilirim ve üstelik bunun için para alıyor olurum. Bu fikirleri sadece kişisel bir eğlence olarak görmeme rağmen, acaba televizyonu arayıp onlara ne tür bir hizmet sunabileceğimi anlatsam mı diye düşünüyorum.
Sayfa 93
Tahta bir bankta oturuyor ve yanımdaki çalılığa bakıyorum. Çok hoşuma gidiyor, çünkü kendisinden başka bir şey ifade etmiyor. Ben de bu çalılık gibi olmak istiyorum. O her gün burada, yok olmayarak direniyor; yakınmıyor, konuşmuyor, hiçbir şeye ihtiyaç duymuyor, aşılmaz bir şey işte.
Sayfa 78
Reklam