bu saatte bitkin bir deviniyle ancak şöyle bir yükselen denize bakıyor, uzun süre dindirilmedi mi varlığı kurutan iki susuzluğu gideriyordum, sevme ve hayran olma susuzluğunu.
ne aradığımı bilmiyorum, onu çekine çekine adlandırıyorum, söylediğimi geri alıyorum, yineliyorum, ilerliyorum, geriliyorum. gene de adları ya da adı kesinlikle koymamı buyuruyorlar bana. o zaman dikleniyorum; adlandırılmış olan, şimdiden yitirilmiş değil midir ? işte hiç değilse bunu söylemeye çalışabilirim.