Biz böyle devam ederken, derslere ilgimiz de azalmıştı. Meğer bazı mihraklar, öğrenci enerjisini örgüt çalışmalarına versin diye onları dersten soğuturlarmış. Biz kendi aramızda çok çalışana "köp..k gibi ders çalışıyor" derdik. Bize de aynı şey deneceğinden korktuğumuz için çalışmayı aptallık olarak görürdük. Bu arada hiç akıl edip düşünmezdik bile, "köp...k gibi ders çalışıyor" da ne demekti? Ders çalışan bir köpek mi vardı ki, bize bu söylenmiş ve söylettirilmişti?
Bize "Allah tesadüfen nasil oldu?" diyorlardı ya, kendi kendime düşündüm. Allah sonradan yaratılmadı, o hep vardı inancımıza göre... Ama akıl onu tartacak kapasitede değil. Farzedelim ki Allah tesadüfen var. O halde Allah'ın varlığında bir tek tesadüf söz konusu. Ama âlemin şu matematiksel düzenine bak! Milyarlarca tesadüf, milyarlarca kez, tesadüfen bir araya gelmişler, tabiat kanunlarını oluşturmuşlar. Bir kere tesadüfte yine mantık var da, milyarlarca kez tesadüf mikyarlarca defa bir araya milimetrik hesaplarla gelir mi? Bir kez tesadüf olur, iki kez olur; ama milyarlarca kez tesadüf olur mu? Benim kafam karıştı.
Komünizmin temel ilkelerinin nezdinde din bir afyon niteliğindedir. İnsan haklarına son derece saygılı olan İslam dini bile; Yahudilik, Budistik, gibi dinlerle aynı kefeye konur.
Batıl dinlerdeki bütün uydurmaları İslam dinine de yükler ve komünizmin gözünde bütün dinler aynı şeydir.
" Galile' yi yargılayan kiliseydi " demez. " Dindi. " der. Böylece bütün dinlere paylaştırılır Engizisyon (Sorgulama) mahkemlerinin yaptıklarını.