"Tüm ruhsal sıkıntıların temelinde maneviyat eksikliği olduğunu düşünenlerdenim.
Maneviyattan kastım insanlara sürekli dini ritüellerin, fıkhı bilgilerin vaaz edildiği bir anlatım değil.
Allah'la iletişimin doğru kurulması.
Maneviyat eksikliği demek, dindar bir insanın tüm ruhsal sıkıntılardan azad olduğu anlamına gelmiyor.
Bahsettiğim şey, kişinin Yaratıcıyla kurduğu anlam.
Yani bu anlam, bazen ibadet ehlinde olmazken, ibadet etmeyen birinde olabiliyor.
Enteresan bir şey bu ama bizzat şahit olduğum bir durum.
Yani bir insan günah işleyebiliyor ama aynı zamanda Allah'a tam bir teslimiyetle güven duyuyor.
Öte tarafta sürekli kendini günahtan koruyan bir insanın acılarla baş etme noktasında Allah'a güveni kısıtlı olabiliyor.
Manevi Danışmanlık alanında yüksek lisans yaptığım dönemde şahitlik ettiğim bir şeydi bu.
Amansız bir hastalığın pençesindeki iki insanın, farklı tepkilerine şahitlik ettiğimde demiştim ki Allah'a tam anlamıyla teslimiyetin kesinlikle kalple bir ilişkisi var.
Geçen hafta"Mevlâ" ismini bitirdik.
Mevlâ demek dost demek, sırdaş demek, yoldaş demek.
En önemlisi güven demek.
Kişinin hayatı doğru okumasını, yaşadıklarını doğru anlamlandırmasını sağlayan temel şey Yaratıcısıyla kurduğu ilişki.