Tüm yaşamlarımız boyunca bu yüce ve temiz amaçlar
için uğraştık ama sonunda ne gördük? Hayatımızı adadığımız
birçok şeyin keyfi kararların sonucu olduğunu gördük.
Bunların izi sürülürse birtakım kişilerin kendi rahatlarını
sağlama ve keyiflerini tatmin etme arzusuna dek uzanıyordu
ve bunların bizim yüksek ideallerimizle hiçbir ilgisi yoktu.
Ama mesele, bu kararları verebilecek konumdakilerin
isteklerini tatmin edecek, dünyevi geçerliliğe sahip bir
uzlaşmanın kabul edilmesiydi.
Uygarlıkların çoğu korkaklık üzerine
kuruludur. Korkaklığı öğreterek
uygarlaştırmak gayet kolaydır. Cesareti
gösteren standartları sulandırırsınız,
iradeyi sınırlarsınız, iştahları kurala
sokarsınız. Ufukları parmaklıkla
çevirirsiniz. Her hareket için bir yasa
çıkarırsınız. Kaosun varlığını yadsırsınız.
Çocuklara bile yavaş soluk almayı
öğretirsiniz. Evcilleştirirsiniz.
Bazılarının yaptığı gibi, düşünme gerekliliğini
yadsıyacak olursak Moneo, muhakeme gücümüzü
yitiririz; duygularımızın bize bildirdiklerini ayırt
edemeyiz. Eğer bedeni yadsırsak bizi taşıyan aracı
tekerleksiz bırakırız. Ama duyguları yadsırsak iç
evrenimizle tüm temasımızı yitiririz. Benim en çok
özlediğim şey duygulardı
Yönetirsen gücün
sırrını öğrenirsin. Bu, insanı düşüncesizce
sorumsuzluklara, dert yaratan aşırılıklara götürebilir
ve bu da korkunç bir yıkıma yol açan vahşi bir zevk
düşkünlüğüne yani."