Oysa görmeyi seçtiğindi dünyan.
Duymayı, yanında olmayı, dokunmayı istediğindi.
Hatta bazen de en ummadığındı.
Bir gün bir ağlama sesi duymasıyla başlayacaktı onun da kendi dünyasını, yolunu, amacını bulması. Canını çok yakan o hayat yolculuğunun orta yerinde, taşlı kıyılardan geçip ilk evladına ulaşacaktı. Hep olduğu gibi ölsün diye fıçının birine atılan küçücük bir kızla başlayacaktı baba oluşu. Bundan böyle bir kez gözü açıldığından ola ki hayatın aslında acıdan çok sevgiye gebe olduğunu fark edecekti. Görmeyi bildiğinde dalgaların arasında kandan çok güzellik, kederden çok neşe bulacaktı.