Bu kitap bana o kadar çok duyguyu aynı anda yaşattı ki, kırk yılda bir inceleme yazan ben, kendimi inceleme yazarken buldum.
Dürüst olacağım, ilk 100 sayfayı sevmedim, klişe geldi. O sayfaları okurken hep ilk kitabın daha iyi olduğunu düşündüm. Zaten ne olduysa ondan sonra olmaya başladı... Karakterler arasındaki ilişki, olayların gelişimi, sayfaları çevirirkenki o heyecan...
Öncelikle karakter gelişimi çok iyiydi. Bazı şeylerin farkına varmaları ve iç dünyalarında bir şeylerin değişmesi, bunun da zaman geçtikçe olması harikaydı.
Yolculuğun başında kendinden başka kimseye güvenmeyen karakterler bir de bakmışız iş birliği içerisinde hareket etmeye başlamış.
Kitap bunlardan ibaret değil elbette. Medeniyet kurmanın zorluğu, insanın aç gözlü doğası ve daha nicesi ince ince işlenmişti. Heyecanı kaçmasın diye çok bir şey anlatmak istemiyorum ama bir yandan da tüm sahneler hakkında düşüncelerimi dökmeyi o kadar çok istiyorum ki...
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, ilk kitapta çok fazla virgül kullanılmıştı ve bu kafa karıştırıyordu ama 2. kitap hem fazla virgülden hem de fazla küfürden arındırılmıştı :) Kullanılan dil bakımından ilk kitaptan pek bir farkı yoktu, ne çok süslü ne de çok basitti. Yazım dilini epey önemseyen biri olarak hoşuma gitti. Gelgelelim en sevdiğim şey, karakterlerin her şeye rağmen yaşama tutunma çabasıydı. Özellikle de Lunu'nun hırsının sizde de bir iz bırakacağından eminim.
Yer yer güldüğüm, yer yer kahrolduğum bir kitap oldu Hainin Mührü. İlginizi çektiyse mutlaka bir şans verin ve başları sizi içine çekmese bile okumaya devam edin.
Ömrünüz şölen olsun!