Bizler, özgürlüğe çağrıldık ve bu özgürlük şükranla, çoşkun bir yürekle ve başkalarına karşı sevgi ile sonuçlanmaktadır. İnsanlara cömertçe vermenin büyük ödülü vardır. Vermek gerçekten de almaktan daha kutsaldır. Eğer verme eyleminiz sizi mutluluk ve neşeye götürmüyorsa, ..şunu bilmek gerekir: Önce özgür ol, sonra hizmet et. Eğer korkunuzdan kurtulmak için hizmet ederseniz, başarısızlığa mahkum olursunuz.
Sınırlar kendimizi tanımlar. Kim olduğumuzu ve kim olmadığımızı belirler. Sınır, benim nerede bittiğimi ve bir başkasının nerede başladığını görmemi sağlayarak bana sahip olma hissi verir.
Her an ölümle yüz yüze kalabilirim. Ama doğrusu göz göre göre de ölmek istemem. Bir gün ister istemez ölümle karşılaşacağım; bu önemli değil. Önemli olan benim yaşamamın veya ölümümün başkalarının yaşamını nasıl etkileyeceği.
Bu düşünceyi bana birilerinin öğrettiğini düşünüyorsun ama inan bana uzun süredir ben bunu düşünüyorum. Elbette ondan bundan da çok şey öğrendim. Örneğin şunu anladım: Balıkların çoğu yaşlandıkları zaman ömürlerini boşu boşuna geçirdiklerinden yakınırlar. Sürekli sızlanır, her şeyden şikayet ederler. Gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret, yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü? Ben bunu merak ediyorum.