Bugün bu kitabın son sayfasını çevirip kapağını yavaşça kapattığım an, içimi tarif edilmesi güç, çok garip bir his kapladı. Hâlâ o duygu yoğunluğu içindeyim ve kelimelerimi toparlamaya çalışıyorum.
Bu hikâyeyle yolum ilk kez 2023 yılının Aralık ayında, Wattpad üzerinden kesişmişti. Aslında kendi kendime "Bir daha asla oradan bir şey okumayacağım," diye söz vermiştim. Ancak tam 6 yıl sonra, TikTok'ta karşıma çıkan tek bir video ve o videodaki küçücük bir sahne beni tüm yeminlerimi bozmaya itti. O tek sahne hatırına uygulamayı tekrar yükledim ve kendimi bu kitabın büyüsüne bıraktım.
Tam iki yıldır bugünü bekliyordum. Bu kitabın basılmasını, fiziksel bir kapağa dokunmayı en az yazarı kadar çok istedim. Ve nihayet, dört kitaplık bu serinin ilk halkası ellerimde... Onu daha önce hiç okumamışım gibi, aynı heyecanla, satır satır yeniden içime çektim.
Okurken hem ağladım hem güldüm. Kimi zaman öfkeden sayfayı çevirecek gücü kendimde bulamadım. Aşk-ı Mavera, her bir duyguyu iliklerime kadar hissettiren, ruhuma işleyen bir eser.
İçerik hakkında derin detaylara girip büyüsünü bozmak istemiyorum. Zaten kitabın yarısına kadar olan kısımları daha önce bir şekilde paylaşmıştım. Geri kalanını ise bizzat okumak, o atmosferi solumak ve konuyu kalbinizle hissetmek gerekiyor.
Şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Aşk-ı Mavera, gerçek bir Asker Kurgusu dur ve ben bu kitapla yarışabilecek başka bir kitap tanımıyorum. Bu türde çok kitap okudum; kiminin konuyla uzaktan yakından alakası yoktu, kimini ise sevsem de hiçbirini bu kitabın seviyesine koyamadım.
Benim gözümde, asker kurgusu adı altında yazılan bir kitapta vatan aşkı ön planda değilse, o kitap bu türe ait değildir. Eğer bu türe gerçekten ilginiz varsa, sözün tam anlamıyla vatan sevgisini iliklerinize kadar hissetmek