Remziye

Seni, güzel eden, dost eden, dayanılmaz eden yine sen'sin. Bunu da öğren. Ve hiçbir kahraman, hiçbir aziz, hiçbir hergele, sana azâp veremez! Azâbı, sen kendin icat ediyorsun. Ahmed Arif/Leylim Leylim 226)Hergele Binilmeye ya da yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek. Terbiyesiz. Görgüsüz kimse.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Seni sukûtuhayale uğrattım. Ben sana rehber değil, ancak yoldaş olabilirdim, fakat yolu ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük olmaktan, birbirimizi şaşırtmaktan başka bir şey elimizden gelmiyordu. Sabahattin Ali/İçimizdeki Şeytan 197) Sukûtuhayal Düş Kırıklığı.
Hatırladığımız şeyleri ne zaman hatırlar, sorduğumuz sualleri neden sorarız? Rastlantısal olan şeyler tesâdüf müdür yoksa tevâfuk mudur? Elif Şafak/Baba ve Piç 163) Tevâfuk Denk düşme. Uygun gelme. Kaçınılmaz tesâdüf.
Ben derd ile ah ederim, derdim bana derman imiş İster idim hasret ile, dost yanımda pinhan imiş Yunus Emre/Ben Derd ile Ah Ederim 120) Pinhan Saklı. Gizli. Gizlenmiş.
Oğul dedi, edep her türlü davanın üzerindedir. Ve insan ancak dili kadar edeplidir. Bilmediği kelimeler kadar edepli bildiği kelimeler kadar da edepsizdir. İnsan olan her hesabı aşar da bir kendi sözcüklerinin ağırlığı altında ezilir. Nazan Bekiroğlu/Lâ: Sonsuzluk Hecesi 118) Edep İnsanı utanılacak bir şey yapmaktan koruyan yeti. Mahcûbiyet. Terbiye. Güzel ahlak. Usluluk. Ölçülülük.