Semerkant’ı bitirdiğimde içimde belirgin bir duygu değil, uzun sürecek bir düşünme hâli kaldı. Bu roman benim için yalnızca tarihî bir anlatı olmadı; zihnimi meşgul eden, sorgulamaya açan bir deneyim oldu.
Okurken İran kültürüne ve tarihine duyduğum ilgi daha da derinleşti. İran sinemasında hayran olduğum o melankolik ve sorgulayıcı atmosferi bu romanda da hissettim. Metin, yalnızca bir dönemi anlatmakla kalmıyor; bir düşünme biçimini görünür kılıyor. Özellikle Ömer Hayyam’ın dünyaya bakışı, hakikati tek bir kalıba hapsetmeyen tavrı ve estetik duyarlılığı beni etkiledi. Roman, inancı, bilgiyi ve gücü tartışırken okuru da bu tartışmanın içine dahil ediyor.
Selçuklulara ve dönemin siyasal figürlerine dair yer yer sert yorumlar vardı; ancak bunun tarihsel bir roman olduğunu unutmadan okumak gerektiğini düşünüyorum. Maalouf tarih dersi vermiyor, tarihle düşünmemizi sağlıyor. Kurgu ile gerçek arasındaki o belirsiz çizgi, metnin en güçlü taraflarından biri hâline geliyor.
Semerkant bana hem edebî bir zevk verdi hem de İran tarihini anlamam konusunda önemli bir katkı sundu. Kitabı kapattığımda içimde bir yenilgi duygusundan çok, tarihte kaçırılmış bir imkân üzerine düşünme isteği vardı.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma