Rana

Puan vermedi·477 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 15:36
Intermezzo, son dönemde özellikle sosyal medya aracılığıyla geniş bir görünürlük kazanan ve birçok okurun okuma listesine dahil ettiği bir roman. Bu yoğun ilgi, metne başlarken bende de belirli bir
İntermezzoSally Rooney · Can Yayınları · 20244,390 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi·320 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 09:41
Semerkant’ı bitirdiğimde içimde belirgin bir duygu değil, uzun sürecek bir düşünme hâli kaldı. Bu roman benim için yalnızca tarihî bir anlatı olmadı; zihnimi meşgul eden, sorgulamaya açan bir deneyim oldu. Okurken İran kültürüne ve tarihine duyduğum ilgi daha da derinleşti. İran sinemasında hayran olduğum o melankolik ve sorgulayıcı atmosferi bu romanda da hissettim. Metin, yalnızca bir dönemi anlatmakla kalmıyor; bir düşünme biçimini görünür kılıyor. Özellikle Ömer Hayyam’ın dünyaya bakışı, hakikati tek bir kalıba hapsetmeyen tavrı ve estetik duyarlılığı beni etkiledi. Roman, inancı, bilgiyi ve gücü tartışırken okuru da bu tartışmanın içine dahil ediyor. Selçuklulara ve dönemin siyasal figürlerine dair yer yer sert yorumlar vardı; ancak bunun tarihsel bir roman olduğunu unutmadan okumak gerektiğini düşünüyorum. Maalouf tarih dersi vermiyor, tarihle düşünmemizi sağlıyor. Kurgu ile gerçek arasındaki o belirsiz çizgi, metnin en güçlü taraflarından biri hâline geliyor. Semerkant bana hem edebî bir zevk verdi hem de İran tarihini anlamam konusunda önemli bir katkı sundu. Kitabı kapattığımda içimde bir yenilgi duygusundan çok, tarihte kaçırılmış bir imkân üzerine düşünme isteği vardı.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Puan vermedi·1552 syf.··
2026 2. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 00:41
Monte Cristo Kontu’nu bitirdiğimde, geride yalnızca tamamlanmış bir hikâye değil, uzun süredir zihnimde taşımadığım türden bir anlatı deneyimi kaldı. Uzun zamandır daha çok modern ve postmodern kurguya yakın metinler okuduğum için, klasik anlatının belirgin olay örgüsüne, her şeyi bilen anlatıcısına ve ahlaki netliğine yeniden temas etmek benim için fark edilir bir deneyim oldu. Roman boyunca yalnızca olayları değil, metnin okurdan talep ettiği sabrı, bilinçli biçimde doğrusal ilerleyen anlatı ritmini ve karakterlerin açık biçimde konumlandırılmış niyetlerini de izlemeye çalıştım. Hikâye ilerledikçe artan karakter sayısı ve karmaşık ilişkiler ağı, klasik kurgunun geniş dünyasını kurma arzusunun bir sonucu olarak şekillendi. Tesadüflerin anlatıyı ileri taşıyan bir unsur olarak sıkça kullanılması, iyilerin ödüllendirilip kötülerin cezalandırılmasıyla kurulan ahlaki denge ve anlatıcının zaman zaman okura doğrudan bilgi vermesi, romanın ait olduğu geleneğin bilinçli tercihleri olarak okunmayı hak etti. Edmond Dantès’in dönüşümünü basit bir intikam hikâyesi olarak değil; adalet, güç ve merhamet kavramları etrafında örülen ahlaki bir sınav olarak değerlendirdim. Modern ve postmodern anlatılardaki parçalanmış zaman, belirsiz özne ve açık uçlu sonlara alışmış bir okur olarak, bu romanın sunduğu bütünlüklü yapı ve kapanış hissi bana beklenmedik bir iyi his verdi. Uzun ve sabır isteyen bu okuma yolculuğunda Monte Cristo Kontu’nun bana düşünsel olarak eşlik etmesine, okur olarak bakışımı genişletmesine içten bir teşekkürle defteri kapattım.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537bin okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2025 12. kitabı
Nazlı Eray’ın edebi dünyasında gerçek ile düş, aşk ile yalnızlık, bellek ile bilinçaltı arasındaki sınırların bilinçli olarak belirsizleştirildiği bir romandır. Eser, klasik roman beklentilerini bozan yapısıyla; okuru edilgen bir alıcı olmaktan çıkararak metnin anlamını birlikte kurmaya davet eder.
Aşık Papağan BarıNazlı Eray · Can Yayınları · 2007185 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 00:51
Ayfer Tunç, uzun yıllardır kalemini sevdiğim, cümlelerinde hem kendimi hem başkalarını tanıdığım bir yazar. Birbiriyle organik bağ kuran kısa hikâyelerden oluşsa da, kitap bütünlük duygusunu hiç kaybetmeden ilerliyor. Her hikâye, diğerine sessizce el veriyor; hepsi aynı acının başka bir tonunu taşıyor. Kırmızı, burada yalnızca bir renk değil; yakıcı bir yalnızlığın, içe gömülen utancın ve konuşulamayan suçların rengi. İntihar teması, Tunç’un kaleminde yalnızca fiziksel bir son değil, ruhsal bir tükenişin ve kimlik çözülmesinin ifadesi olarak yer buluyor. Karakterler birer kurgu değil sanki; birer itiraf, birer gölge, bazen de okuyucunun kendisi. Yazarın dili ise yine tok, yine sarsıcı: Az kelimeyle çok şey söyleyen, kimi zaman tokat gibi inen, kimi zaman sessizce yanı başına oturan bir anlatım. Kırmızı Azap, insanın iç labirentinde nasıl dolandığını anlatan, günahın, suskunluğun ve yüzleşmenin kıyısında gezinen katmanlı bir anlatı. Ve uzun zaman sonra Ayfer Tunç’un sesine yeniden kulak vermek, yalnız içilen bir kahveye eski bir dostun usulca eşlik etmesi gibi: Sessizlik bile tanıdık, hâlâ iyi geliyor.
Kırmızı AzapAyfer Tunç · Can Yayınları · 20211,367 okunma