"Bir cümle olabilir miydi bir hayatı değerli kılan? Yoksa, tek cümleye sığdırılmış hayat çok mu boştu? Hayatın nesi doğruydu, nesi yanlış? Ya da bu türden soruları sormak doğru muydu? Neden soruyordu bunları?"
"Küçükken kasaba kelimesi ona, kaba saba sözünü hatırlatırdı hep. Pek de yanlış değildi bu. Kasaba. Dar, sıkıcı, pek az olan inceliklerin çok derinlerde saklı olduğu, boğucu yerler. Kaba evler, kaba eller, kaba eşyalar."