Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları? Halk türkülerinin tembel kahramanları neredeler, bir değirmenden ötekine sürüklenip duran, açık havada yıldız palasta uyku çeken şu serseri tayfası nerede şimdi? Kır yollarıyla, çayırlarıyla, harman yerleriyle, doğa güzellikleriyle nereye gittiler? Bir Çek atasözü onların tatlı aylaklıklarını bir eğretilemeyle tanımlar: Tanrının pencerelerini seyrediyorlar. Tanrının pencerelerini seyreden kimsenin canı hiç sıkılmaz; mutludur. Günümüz dünyasında işsizlik’e dönüştü aylaklık; aynı şey değil kuşkusuz: İşe yaramaz hisseder kendini işsiz insan, canı sıkılır, yoksun kaldığı devinimi arar durmadan.
Küçükken, bir kavkıyı kulağıma dayayınca denizin en eski mırıltısını duyabileceğimi söylerlerdi. Laclos’nun dünyasında da tıpkı böyledir, ağızdan çıkan her söz sonsuza kadar duyulabilir.
Üç kitap bir arada olduğu için bir bölüm "Canavar Y.raklar" kısmını, bir bölüm de "Çivisi Çıkmış Boklu Dünya" kısmını okudum. En son da "Agnes Cuddlebottom'ın merkezine yolculuk" kısmını. Böylelikle çabuk bitti.
Kitap okunması kolay, eğlenceli bir kitap. İlk bölümde penisini büyütmek isteyen bir adamın günlüğünü okuyoruz. İkinci bölümde Agnes Cuddlebottom diye birisinin merkezine yani anüsüne ayak basan tıbbi ekibin röportajını okuyoruz ve operasyonun detaylarını öğreniyoruz. Üçüncü bölüm ise bir Çizburgerin macerası. Bildiğimiz çizburger. Şişmanları sevmiyor. (haklı sebepleri var kızmıyorum)
İşte böyle akla hayale gelmeyecek konulardan bahseden garip ama güzel bir kitap. Okunabilir, eğlenceli vakit geçirme garantisi veriyorum. Ama okumasanız hiçbir şey kaybetmezsiniz.