de gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim istanbul darmadagin olacak, saçlarim darmadagin. Hepsi, darmadagin! üzülme gülüm! Toparlanacagiz, birlikte, ayaga da kalkacagiz, yürüyecegiz de gülüm hem de çelikten topragini dele dele hayatin! de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven! güven bana gülüm! sana bitmemişligi ögretecek, tattiracaktir hasretten-hakikaten-ten degiştiren yüzüm! göreceksin gülüm! Bekle! hirslarimiz, acilarimiz gitgide ihanetlere hainlere, ezilmelere alişacak.. göreceksin-sevinçten aglayacaksin gülüm-ki işte o vakit bana-dogrudur!- şair olmak, seni sevmek pek çok yakişacak! bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var, sokaklar var, kediler! inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize! ölüm inananlar için sessizce kara kapli kitaplardan çikartilacak.. göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin! artik hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz bu dünyada, yapayalniz, umarsiz kalmayacak!
Sen bir şeyleri terk edersin
Güneş yazdan uzaklaşır
Sen bir şeyleri terk edersin
Ve yargısız infazlar meşrulaşır
Belki adını ‘Hoşçakal’ diye değiştirirsin Güzel
Öyle vedalaşmak da kolaylaşır
Ayrılır gibi bir erguvanın bedeninden yüzlerce dal
-“Senin adın ne?”
-“Hoşçakal”
-“Hoşçakal öyleyse Güzel.
Güzeli öyleyse Hoşçakal…”
Bir gün biri gidiyor; sense her suratta aynı sureti arıyorsun.
Aşk bu...
Bazen çıkıp gelmesini dört gözle beklediklerinin uğruna...
Bazen de ardına bakmadan çekip gidenlerin şerefine