ABD'deki iç siyasi modeli Türkiye üzerinde de oluşturmak istiyorlar. İstiyorlar çünkü yönetebildikleri halihazırda bir model var. Bu yüzden başkanlık sistemini getiriyorlar. Pardon cumhurbaşkanlığı sistemi. İsim farklı olsun, millet şimdi şeyapmasın. Daha sonra iki kutuplu modeli kuruyorlar. Oradaki gibi cumhuriyetçiler ve demokratlar. Türkiye'de bu cumhur ittifakı ve millet ittifakı oluyor. Demokrasi kelimesine baktığımızda zaten dimos kökünden geldiğini, bunun da millet demek olduğunu görüyoruz. Cumhuriyetçiler cumhur ittifakına, demokratlar millet ittifakına tekabül ediyor. Seçmen kitlesinin yapısı dahi oradakiyle aynı. ABD'de muhafazakarlar ve en büyük amerikadır diyenler cumhuriyetçilerdir. İnsan hakları, özgürlük, serbest piyasa, liberalizm diyenler de demokratlardır. Ne tesadüf ki Türkiye'de de millet ittifakının ortak değerleri bunlar.
En sonunda 2 zamanlı çalışan motor gibi başlıyor sistem. Bir o taraf kazanıyor bir bu taraf. Kazananı belirleyen her zaman %10'luk kararsız kitle. Bu kitle de medyayla yönlendiriliyor zaten. Eğer seçenekleri siz belirlerseniz her zaman sizin istediğiniz olur. Bu demokrasi görünümlü diktatörlüktür. Halka istediğiniz iki seçeneği sunarsınız. Bu kadar basit. Bu yaklaşıma demokratur denir. Halk kendi seçtiğini zanneder. Gerçekte ise ülkeyi birileri danışmanlar aracılığıyla bir belirlenen yöne doğru güder.
Türkiye'de Amerikan tarzı başkanlık sistemini 16 Nisan 2017'den beri 3 yıldır oturtmaya çalışıyorlar. Bunun için federal bir sisteme nasıl geçeriz sorusuna çözüm bulmaya çalışırlarken bir yandan da millet ittifakının kazanması, 2 zamanlı motorun ilk devri için ekonomiyi kötüleştirerek seçmenleri yönlendiriyorlar.
Oysaki tüm bunlara karşılık Türkiye'nin kendi milli görüşünü yansıtması ve başkalarının kurduğu düzene başkaldırı olarak