Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
"Hani o koğuşta genç radikal arkadaşlar vardı ya... Meğer onları öyle yapan şey aşırı korkuymuş."
Sayfa 216
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir Hapishane Mektubu
Acı ama gerçek, hiç okumamış ya da okumaya yeni başlamış biri bizden daha şanslı. Çünkü aşırı siyasi üslup, dilimizi bozdu. Yıllarca kısır döngü içerisinde tekrar ettiğimiz ideolojik okumalar, sorunlu bir akıl ve sorunlu bir dil çıkardı ortaya. Bu akıl ve bu dille sanat eseri yaratılamaz. Buna benzer nedenlerden ötürü, bizim siyasi yapıdan edebiyatçıların, romancıların çıkması biraz zor. Bilemiyorum, çok mu karamsarım? Umarım yazdıklarımdan olumsuz etkilenmiyorsundur. Heyecanını anlıyorum ama roman yazmak, örgütün herhangi bir görevini yerine getirmeye benzemiyor. Mesela neler yazacağınızı şimdiden merak ediyorum. Siyasetten öğrendiğiniz tezleri romana yedirmeye çalışacaksınız. Burada yazan birkaç arkadaş öykülerine iyi yedirmiş. Bir öyküsünde, "Köle Kürt sevemez." diyor. Bir kadına âşık olabilmesi ya da onu sevebilmesi için saflara katılıp özgürleşmesi gerekiyormuş. Âşık olmayı da siyasetin aracı olarak anlatan bir öyküyü kimler okur acaba, merak ediyorum. Yazılan öykülerin çoğunda kadın ve erkek hep aynı yerlerde duruyor. Hatta birçok öyküde kadın kahraman yok. Demin bunun için söyledim; mevcut dilimiz, düşünme yöntemimiz arızalı. Ağzımızda dişlerimiz var ve bu dişler oldukça fazla erkek!
Sayfa 209
Bu ülkede sol, her daim kavga şairlerini ve yazarlarını daha çok sevdi. Soğuk Savaş dönemi aklına göre, eğer bir devrim olacaksa kavgayla, dövüşle olacaktı. Bu yüzden de teorik referansları, Russell gibi barış savunucuları değil, kavganın ve davanın Sovyet yazarlarıydı. Daha çok onları sevdiler. Russell, "İnsanın ilkel ihtiyaçlarını yasaklayarak, tatil ederek yapılan devrimler uzun süre yaşayamaz." diyordu. Maksim Gorki gibi solu etkileyen yazarlar ise, "Sevgi, aşk gibi şeyler devrimin önünde engeldir, önce devrim yapılmalıdır." diyordu. Gündelik hayatın ilkel ihtiyaçlarını yasaklayan bir yaşam biçimi sürdürülebilir değildir. Devrimci irade denilen şey, aslında insanın sosyal yaşamına ve fizyolojisine müdahaleden başka bir şey değildi. İnsanlar, gündelik hayatlarında yaptıkları bazı hataların telafisini yapabilirler. Ama yaşanmamış bir hayatın telafisi yoktur.
Sayfa 196
Adorno'ya göre felsefenin görevi; nesnenin hakkını özneye karşı, bireyin hakkını topluma karşı ve doğanın hakkını da insana karşı korumaktır...
Sayfa 192
Bana göre solun yerli olamayışının en bariz örneği, Batılı aklı olduğundan fazla abartmış olmasıdır. Okuma külliyatları Batılı kaynaklardı. Sürekli Batı hayranlığı onları yerlilikten uzaklaştırmakla kalmadı, aynı zamanda öz gerçekliklerine yabancılaştırdı. Yerele olan bu yabancılaşma, onları zamanın dışına attı.
Sayfa 188