Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
Yazar Svetlana Aleksiyeviç'in 2015'te Nobel almasından sonra, kitaplarının gecikmeli de olsa Türkçeye çevrilmesi çok iyi olmuştur. Aynı yazar, İkinci El Zamanlar adlı kitabında, "...bize kimse özgürlüğü öğretmemişti. Sadece özgürlük adına ölmeyi öğretmişlerdi." diyerek 20. yüzyıl Rus devrim tarihini bir cümlede özetlemişti.
Sayfa 139
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Soljenitsin'in yazdıklarına bakılırsa, Sovyetler döneminde Gulag Takım Adaları'nda görev yapan komiserler, kamplardan sağ çıkanlara "Geçmişi hatırlayanın gözü çıksın!" yeminini yaptırıyorlarmış. Oysa bir Rus atasözü de dermiş ki: "Geçmişi unutanın iki gözü çıksın!" Soljenitsin, ömrü boyunca bu atasözünde olduğu gibi iki gözü çıkarılmış olanları yazdı. O yüzden de kitapları kendi ülkesinde yasaklandı, okutulmadı. 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış yazar Svetlana Aleksiyeviç bir kitabında, "Ömrümüz yasaklanmış Soljenitsin kitaplarını gizlice okumakla geçti." diyordu. Geçmişi hatırlatanın gözünün çıkarıldığı bir yerdeyiz. Devrimlerin toplumu altüst ettiğini biliyorduk da atasözlerinin ters yüz ettiğini de öğrenmiş olduk. Ne diyelim ki, geçmişi unutanın iki gözü çıksın!
Sayfa 135
Nazi toplama kamplarını çağrıştıran bir gerçeği dile getiriyor. Bütün kamp girişlerindeki kapıların üzerinde, kamp tüzüğü gereği yazılmış olan "Emek, SSCB'de Şeref, Şan, Cesaret ve Kahramanlık Meselesidir" yazısı vardır. Kapıların üzerinde yazısı böyle olanın, muhtemelen kamp içindeki uygulamaları tersi biçimde olacaktır. Toplama kamplarını kitabına konu eden yazar Varlam Şalamov bu konuda şunları anlatıyor: "Devletler ölülerinin altın dişlerini kaybetmek istemezler. Hapishane ve çalışma kamplarında çekilen altın dişler için her zaman tutanak hazırlanmıştır. 1937 yılı, sorgu hapishanelerine ve kamplara altın dişli bir sürü insan göndermiştir. Kolima madenlerinde ölenlerin ağzından sökülen altın dişler, bu mahkûmların altın madenlerinde çalışıp devlete teslim edebildikleri tek altın olmuştur. Altın protezlerden elde edilen altının ağırlığı, yaşayabildikleri kısa ömür içinde mahkûmların Kolima madenlerinde kazma ve kürekle toplayabildikleri altın miktarından çok daha fazladır. İstatistik çok esnek bir bilim dalı, işin bu yönü muhtemelen araştırılmamıştır." Ölülerin altın dişleri, Nazilerde olduğu gibi, belli ki Sovyet rejiminin de iştahını kabartmıştır.
Sayfa 131
Sosyalist ve faşizm gibi sert ve kalın ideolojilerde insanlar, gelecek hayallerini topluca kurarlardı. Topluca kurulan hayallerin yıkımı da topluca oluyordu. Dijital çağda uğruna ölünecek hayaller neredeyse kalmadı. Zaten insan, hiçbir hayal ve dava uğruna ölmemelidir. Esasında hayal denilen şey topluca kurulacak bir şey olmamalıdır. Hayaller bireysel ve kişiye özel olmalıdır. Tolstoy, "Kalbine bir sor, böyle yaşanır mı hiç?" dedikten sonra devamında ise, "Mutlu olmak istiyorsanız, olun." der. İçlerine kalın kalın ideolojiler giyinmiş, yüzlerinde maskesi olanlar elbette ki mutlu olamazlar. İnsanın içine giyebileceği tek şey, kış soğuklarına karşı içlik olmalıdır. Tolstoy'un iyiliği üzerimizde olsun.
Sayfa 128