Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
Tanrı ve kitap inancı olanların bu cinayetleri yapabileceklerine çok az ihtimal veriyordu. Sadece Dostoyevski değil, 19. yüzyıl eleştirel gerçekçilik akımının birçok romancısında böylesi bir algı vardı. 20. yüzyıl deneyimi bu bakış açısını yalanladı. Totaliter rejimlerde toplu katliamları yapanlar ve cinayetleri işleyenlerin neredeyse hepsi inançlarına ve davalarına ölümüne bağlı insanlardı. Bugün bile ister IŞİD gibi din adına olsun, ister PKK gibi silahlı sol ideoloji uğruna olsun, bu cinayetleri işleyenler, içlerinde davalarına en çok inançlı olanlardı.
Sayfa 104
Reklam
Dostoyevski.
Bir Yazarın Günlüğü'nde Dostoyevski, Rusya'nın bir Slav imparatorluğuna liderlik etmek gibi ilahi bir görevi olduğuna inanıyordu. Şöyle diyordu: "Halkımızın Ortodoksluğunu anlamayan, Turgenev gibi liberal, ateist, Avrupalı, aristokrat Rusların nefret ettiği bir konumda olan biri, Rus halkını asla anlayamaz."
Sayfa 103
Dostoyevski, tüm romanlarında insan ruhundaki yaraları göstermekle yetindi. Tolstoy ise bu yaraları sarmak için dilinin döndüğünce merhem olmaya çalıştı. Peki, bu yaralar sarılabildi mi? Tolstoy, İnsan Ne ile Yaşar? sorusuyla bu sihirli boşluğu doldurmak istedi. Bulduğu çözümü Diriliş romanında Nehludov'a söyletir. Ona göre, "İnsan hayatının temel yasası, insanlar arasındaki karşılıklı sevgidir." Bunu besleyecek ve yaşatacak şeyin ise şiddetsizlik olduğunu savundu.
Sayfa 98
Dostoyevski ise Shakespeare'den sonra gelmiş en önemli dramatik yazarlardan biridir. Tolstoy'un zihni, mantık ve gerçeklerle ilgilidir. Dostoyevski akılcılığı aşağılar, büyük bir çelişki aşığıdır. Tolstoy, toprağın, kırsalın ve pastoral tarzın yazarıdır. Dostoyevski tipik kentli, dilde modern metropolü yaratan kişidir. Tolstoy, gerçeğin peşinde koşarken çok aşırıya kaçarak hem kendini hem çevresindekileri yok etmiştir. Dostoyevski, Mesih'e karşı olmaktansa gerçeğe karşı olmayı yeğleyen, bütüncül anlayışlardan kuşku duyan ve gizemi seven biridir. Tolstoy "sürekli olarak ahlak yolunda kalan", Dostoyevski ise doğal olmayan labirentlere dalan, ruhun dehlizlerinde ve bataklıklarında gezinen biridir. Tolstoy, somut dünyayı adımlayan, somut yaşantıların dokunulabilir niteliğini ve duyularla algılanabilir gerçekliğini aktarabilen bir dev, Dostoyevski ise sanrıların, hayaletlerin sınırında gezinen, sonunda yalnızca bir düş olduğu anlaşılabilecek şeytani ayartmalara her zaman açık biridir. Tolstoy, bir sağlık ve Olympos canlılığı timsalidir. Dostoyevski ise hastalığın ve cinler tarafından ele geçirilmenin yüklediği enerjilerin toplamıdır. Tolstoy, insanlığın varacağı yeri tarihsel olarak ve zaman akışı içinde görmüştür. Dostoyevski ise kendi çağında ve dramatik anın canlı durgunluğundadır. Tolstoy, mezarına Rusya'da ilk kez yapılan laik bir cenaze töreniyle konmuştur. Dostoyevski ise Petersburg mezarlığında Ortodoks kilisesinin ağırbaşlı bir cenaze töreniyle toprağa verilmiştir. Dostoyevski Tanrı'ya inanan bir insandır, Tolstoy ise ona gizlice meydan okuyanlardan biridir.
Sayfa 97
Kendi duygularımı aktaracak olursam, bu romanda beni en çok etkileyen şey, bir insanın geçmişiyle yüzleşme cesaretini gösterebilmiş olmasıydı. Geçmişte yapmış olduğu bir hatanın telafi edilmesi için her şeyinden feragat edebilme becerisini göstermesi, hayatta çok rastladığımız bir şey değildir. Romanın bu özür ve telafi mücadelesi üzerine kurulması, beni etkileyen en önemli şeydi.
Sayfa 93
Reklam