Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
Savaş zamanlarının yazarı olmak ve bu savaştan bir edebiyat yaratmak, zorlukları peşinen kabul etmek demektir.
Sayfa 29
Reklam
Edebiyatın hası, kaygısız ve korkusuz olandır. Hiçbir kaygıya ve etkiye kapılmadan doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmektir. Voltaire'in dediği gibi, sadece iki günümüz var yaşamak için. Bu günleri de aşağılık heriflerin önünde diz çökerek geçirmeye değmez!
Sayfa 26
Peki, çare ne? İçimizde diktatöre dönüşmüş korkularla yüzleşmek! Kelimeleri yutkunandan şair-yazar olmaz. Gerçek şairler ve yazarlar, kalbini açan ve içinde ne varsa dışarı yansıtanlardır. "Başkaları ne der?" dediğinizde, oto sansürün esiri olursunuz.
Sayfa 26
Misal, son kırk yılda PKK ile çatışmalı süreçte yüz binden fazla insanımızı yitirdik. PKK, çocuklardan savaşçı yaptı. Araştırmalarıma göre, yaşları on üç, on beş olan küçük çocukları dağlara çıkardılar, ellerine silah verdiler ve birçoğu çatışmalarda ve örgüt içi infazlarda öldürüldü. Kitaplarım ve yazılarımda, çoğunun yazmaya çekindiği konuları yazdığım için cesaretli olduğumu söyleyenler, yazanlar var. Bunlar benimle ilk karşılaştıklarında, "Korkmuyor musunuz bunları yazmaya, size karışmıyorlar mı?" diyorlar. Bu soruyu en çok da meslektaşım olan yazarlardan duyuyorum. Güya beni uyarıyorlar, can güvenliğimi önemsediklerini düşünüyorlar. Ben de, "Hayır, korkmuyorum. Korkacak bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Kendimi de cesaretli görmüyorum, çünkü yaptığım gayet normal bir şeydir." diyorum bunlara. Sizce de bir insan, hele bu bir yazarsa, edebiyatla uğraşıyorsa, gerçeği söylemek ve yazmak zorunda değil midir? Bir yazarın katile katil, yanlışa yanlış demesinin nesi cesaret? Bazıları da, "Dağdaki ve örgütlerdeki devrimcilerin hep kötü yanlarını yazıyorsun, bu savaşta hiç mi iyi bir şey olmadı?" diyerek bana sitem ediyorlar. Doğrudur, gördüğünüz gibi bu savaşın hep olumsuzluklarını yazıyorum. Sonra da dönüp şöyle diyorum: "Siz de savaşın iyi yanlarını yazın, okuyalım." Bazıları, kırk yıldır dağdaki savaşın iyi yanlarını yazacak yazarları bekliyor. Bir türlü ergenliği geçmeyen solcular yapmışlar bizde.
Sayfa 25
Geçmişimde pişmanlık duyduğum ya da yanlış bulduğum şey, şiddeti bir yöntem olarak kullanan bir örgüte katılmış olmaktı. Yirmili yaşlarımda henüz bilmiyordum ama sonradan öğrendim ki, hiçbir amaç için insanların ölümüne yol açan bir davayı savunmamak ve içinde olmamak gerekiyormuş. Gittiğim, katıldığım her toplantıda gençlere şunu söylüyorum: Yasal-meşru olmayan hiçbir mücadele yöntemini denemeyin ve içinde olmayın! Legal-meşru olmayan her şey sizi yeraltına çeker. Yeraltı dünyası, adı gibi karanlık ve hiçbir yere çıkarmaz sizi. En iyi ihtimalle, eğer sağ kalırsanız, son durağınız hapishane olacaktır.
Sayfa 23
Reklam