Kaçıncı okuyuşum bilemiyorum. İlk okuduğumda 14 yaşındaydım ve İstanbul’da yaşamıyordum. Şimdi IV. Mehmet zamanı İstanbul’u ile günümüz İstanbul’unu karşılaştırıyorum. Bir yandan sayfaları çeviriyorum öte yandan Karaköy’de, Eminönü’nde arnavut kaldırımlarında tökezleyip duruyorum sürekli. Karaköy’ü çok bozdular ama Eminönü saklı yerlerinde bir nebze ruhunu koruyabilmiş belli ki.. Bir de, her okuyuşumda Samatya yangınına kahroluyorum yeniden.
Nietzsche’ nin bir sözü var: “Batan güneşi severim, çünkü o doğacaktır. Devrilen sütunu severim, çünkü o tekrar dikilecektir. Biz en büyük batan güneştik. Evvela battığımız için daha evvel doğma ihtimalimiz var.