Herkes günün yorgunluğuyla yașamında acele eder ve gelecek arzusuyla çabalar durur. Buna karşılık zamanını kendisi icin kullanan insan her gününü son günüymüş gibi düzenler, yarını arzulamaz ve yarından korkmaz.
Sonsuza dek yaşayacak gibi yaşıyorsunuz, zayıflığınız aklınıza hiç gelmiyor, şimdiden ne çok zamanın geçip gittiğini göz önünde bulundurmuyorsunuz; bir şeye veya birine adadığınız bir gün son gününüz olabilecekken yaşamınızı, tükenmez, dolu bir kaynaktan geliyormuş gibi harcıyorsunuz.
Ancak sizin başkalarının kötülüklerini arayıp bulmaya, herhangi biri hakkında hüküm vermeye ayıracak boş vaktiniz var mı? ...Her tarafınız yara bere içindeyken başkalarının sivilcelerine bakıyorsunuz. Bu, uyuz illetiyle cebelleşen birinin en güzel bedenlerdeki ben ve siğillerle alay etmesi gibi bir şeydir.